Felsefenin Tesellisi




"Alain de Botton, Felsefenin Tesellisi isimli kitabında bütün zamanların en büyük düşünürlerini seçip, bu dahilerin yazdıkları arasında günlük yaşama ilişkin bilgece yaklaşımları bir araya getiriyor. Felsefe ile edebiyat aynı potada erirken ortaya şaşırtıcı derecede espirili, ama aynı zamanda rahatlatıcı bir yapıt çıkıyor.

Kitabı altı bölüme ayıran yazar, her bölümde bir filozofun yaşamından ve yazdıklarından yola çıkarak ayrı bir sorunu ele alıyor. Toplum tarafından kabul görmemenin tesellisini Sokrates'te, yeterince paraya sahip olmamanın tesellisini Epikuros'ta, düşkırıklığı yaşamanın tesellisini Seneca'da, kendini yetersiz hissetmenin tesellisini Montaigne'de, kırık bir kalbin tesellisini ise Schopenhauer'da buluyor. Başkalarının yaşantısını kıskanarak acı çekenlere Nietzsche'yi öneriyor."

FELSEFENİN TESELLİSİ
Alain de Botton
Türkçesi: Banu Tellioğlu Altuğ
Sel Yayıncılık


Yukarıdaki satırlar kitabın arka kapağından alıntı. Yazarın "felsefe ile edebiyat aynı potada" eritebilme başarısı kitabı gayet zevkli kılan bir unsur. Aynı zamanda bu durum, kitabın rahat, anlaşılır ve kolay bir biçimde okunmasını da sağlıyor.

Düşünmek kolay iş değildir. Eğitim sistemimiz bize, yazılanları kendi algı mekanizmalarız yardımıyla keşfetmeyi değil, yazı otoritelerine itaat etmenin erdemli olmakla aynı anlama geldiğini öğretir. Montaigne bizi bu konuda uyarmaya çalışmıştır:

"Cicero şöyle söylemişti","Platon ahlak konusunda şunu der" ya da "Aristoteles'in ipsima verba'sı şunlardır" demeyi hepimiz biliriz. Pekiyi, bizim söyleyecek neyimiz var? Hangi yargılara varıyoruz? Ne yapıyoruz? Bir papağan da bizim kadar konuşabilir.

Son Kuşlar


Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi. (Son Kuşlar adlı hikayeden, syf 13)

Yazı yazmam için bana çiçek, kuş hürriyeti değil, içimdeki aşkın, deliliğin, oturmaz düşüncenin hürriyeti lazım. Küçücük hürriyetler değil, alabildiğine yüz verilmiş bir çocuk hürriyeti istiyordum. (Balıkçısını Bulan Olta adlı hikayeden, syf 49)

Sonbahar uzun ve güzel geçti. Çardaklardaki yapraklar kırmızının en son haline doğru ağır ağır kızara kızara, kırmızının renk oyunları içinde, düşmeden evvel ne kadar sallanıp durdular. (Haritada Bir Nokta adlı hikayeden, syf 58)

SON KUŞLAR
Sait Faik Abasıyanık
Yapı Kredi Yayınları

Kibrit-i Ahmer'in Peşinde

Claude Addas, İbn Arabî ve tasavvuf düşüncesi içindeki yeri üzerine çalışmalarıyla tanınan Michel Chodkiewicz’in kızıdır. Aynı konu etrafında makaleleri ve “Kitabu Nesebi’l-Hırka” metninin tahkikli neşri gibi çalışmaları bulunan yazarın başlıca eseri, tercümesini sunmakta olduğumuz İbn Arabî biyografisidir. Halen sahasındaki en önemli müracaat kaynağını teşkil eden eser İngilizce ve İspanyolca gibi çeşitli dillere de çevrilmiştir. (Gelenek Yayınları)


Kibrit-i ahmer, gümüşü altına çevirebilen maddeyi ifade eden simya ıstılahıdır. İbn Arabi Et-Tedbiratu’l-İlahiyyede tabiri bu manada kullanmıştır. Tasavvuf ıstılahında, tabir sık sık velinin ulaştığı yüksek dercenin kemaline işaret için kullanılır. İbn Arabi de talebeleri tarafından kibrit-i ahmer olarak nitelendirilmektedir. Nitekim Şarani, Futuhat müellifinin irfanını açıklamak üzere kaleme aldığı eserlerinden birine bu ismi vermiştir: El-Kibritu’l-Ahmer fi Beyani Ulumi’ş-Şeyhi’l-Ekber.

* * *

İbn Arabi’nin İbn Rüşd’le görüşmesini hikaye ettiği Futuhat metinine dönecek ve aralarında geçen konuşmaya bakacak olursak, Muhyiddin’in daha şimdiden bir çocuk için inanılmayacak kadar engin bir ilme sahip olduğunu görürüz, öyle ki filozof hayrete düşmüştür: “İçeri girdiğimde filozof beni karşılamak üzere kalktı, dostluk ve sevgisini gösteren hareketlerle bana sarıldı ve sonra da “Evet,” dedi. Ben de “Evet,” diye cevap verdim. Cevabımı duyunca, ne demek istediğini anlamış olduğum için sevindi. Ama onu sevindirenin ne olduğunu anladım ve ekledim: “Hayır.” İbn Rüşd kaskatı kesildi ve benzi attı, fikirlerinden şüpheye düşmüş gözüküyordu. Şöyle sordu: “İlahi ilham ve fetihle nasıl bir çözüme ulaştın? Bizim nazar ve istidlalle ulaştığımızın aynı mı?” Şöyle cevap verdim: “Evet ve hayır. Evet ve hayrı arasında canlar bedenlerini terkeder ve kelleler düşer.” İbn rüşd sarardı, onun titrediğini gördüm. “La havle ve la kuvvete illa billah,” diyordu, çünkü ne dediğimi anlamıştı.”

* * *

Tartusi, İbn Arabi’yle sohbeti esnasında, Ebu Medyen’i tenkit eden bir tavır takınır. Ebu Medyen’e sınırsız bir hürmet besleyen İbn Arabi ister istemez Tartusi’ye karşı soğukluk duyacaktır. Ama o gece rüyasında gördüğü Hz. Peygamber tarafından ikaz edilir:

“Resulullah şöyle buyurdu:
- Niçin falancaya buğzetmektesin?
- Çünkü o Ebu Medyen’e buğzetmektedir.
- Peki Allah’ı ve Resül’ünü sevmiyor mu?
- Muhakkak Allah’ı da seni de seviyor.
- O zaman neden Ebu Medyen’e buğzettiği için ona buğzediyorsun da Allah’ı ve Resül’ünü sevdiği için sevmiyorsun?
- Ya Resulallah, gaflete düştüm ve hata ettim, şimdi pişmanım ve o zat da artık en sevdiğim kişilerdendir. Sen beni uyardın ve doğruyu gösterdin.

Uyandığım zaman kıymetli giysiler aldım ve ata binerek Ebu Abdullah’ın yanına gittim. Ona gördüklerimi anlattım. Ağladı ve hediyeyi kabul etti. Bu vakıanın Allah’tan gelen bir ihtar olduğunu da anladı, Ebu Medyen hakkındaki tereddütleri kayboldu ve onu sevdi."

* * *

İbn Arabi'nin Ureybi'den naklettiği bir dua: "Rabb'im, beni aşk arzusuyla rızıklandır, aşkla değil"

* * *

"Vakıamda bir meleğin beyaz bir nurla beraber bana geldiğini gördüm. Bu sanki güneş ışığından bir parçaydı. "Bu nedir?" diye sordum. Bana şöyle cevap verildi: "Bu Eş-Şu'ara suresidir." Onu yuttum ve o zaman sanki bir tüy göğsümden boğazıma, boğazımdan da ağzıma çıkıyormuş gibi hissettim. Bu başı, dili, gözleri ve dudakları olan bir hayvandı. Başı Meşrık ve Mağrib ufuklarını kaplayıncaya kadar genişledi, sonra yeniden küçüldü ve göğsüme geri döndü. O zaman bildim ki sözüm Meşrık'a da Mağrib'e de ulaşacak."

Bu rüya sadık çıkmış, Şeyhi Ekber'in vefatını takip eden asırlar boyunca Ekberi irfan sürekli yayılarak en uzak ülkelere kadar ulaşmış, Meşrık ve Mağribi kaplamıştır: Suriye, Mısır, Kuzey Afrika, İran, Türkiye, Hindistan, Endonezya, Çin... Bu yörelerden hiçbiri yoktur ki belli bir dönemde Ekberî irfanın herhangi bir şekil altındaki tesirlerini teşhis edemeyecek olalım


* * *

Aşağıda, İbn Arabi’ye dair bilinen yanlış iki bilginin tashihi babından Kibrit-i Ahmer’in Peşinde’den alıntılar var. İlki fukahanın Şeyh-i Ekber’e karşı tutumuna dair, ikincisi ise İbn Arabi’nin vefatına dair. Vefatına dair yanlış bilgi (aşağıda mevcut) malesef bazı dergilerde ve web sitelerindeki yazılarda gerçekmiş gibi geçiyor. Bu yüzden buraya aktarmak gereğini hissettim:


İbn Arabi’nin irfanının onun sağlığı sırasında fukahanın ciddi eleştirileri ya da hücümlarına maruz kalmadığı görülecektir. Fukahanın kısm-ı azamı İbn Arabi’yi muteber bilmekte, ona hürmet göstermekte ve hüsn-i zan beslemektedir. Yarım asırdan daha kısa bir zaman sonra İbn Teymiye ya da Kutbettin Kastalani gibi zevatın eliyle İbn Arabi’ye, irfanına ve taraftarlarına karşı açılacak amansız savaş düşünüldüğünde, Şeyh-i Ekber yaşadığı sırada insanların onda gördüğü hal ve şeriata sımsıkı riayet eden hayat tarzının onu bu süre boyunca her türlü şüphe ve su-i zandan uzak tuttuğu neticesine varılmaktadır. (s. 266-267)

* * *


Acaba evinde sükunet içinde mi vefat etmiştir? İtimat edilebilecek kaynakların hiçbirinde bunun aksini düşünmemize sebep olacak bir kayıt bulunmuyor. Ancak Şam’da nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar ulaşmış oldukça acayip bir kıssa çok meşhur olmuştur. Bu kıssaya göre Şeyh-i Ekber katledilerek öldürülmüştür, çünkü halkın önünde “Sizin Rabb’iniz benim ayağımın altındadır.” cümlesini sarfedecek kadar pervasızdır. Katiller şiddetle cezalandırılır ve Şeyh-i Ekber’in de tam öldürüldüğü noktaya defnine karar verilir. Fakat mezar için toprak kazıldığında, Şeyh-i Ekber’in ölümüne sebep olan cümleyi söylediği yerin hamen altında içi altınla dolu bir sandığın gömülü olduğu görülecektir. Kıssa bittiğinde tefsiri de hiç gecikmeden yapılmakta, Şeyh-i Ekber’in ehl-i dünya ve ulemaü’s-su’nun yegane mabudunun dünya olduğunu kasdettiğini belirtilmektedir. Aslında bu kıssanın zevkten mahrum olmadığını itiraf etmeliyiz, ama yine de tamamen uydurmadır ve herhalde halka tesir etmek isteyen bir kıssacı tarafından hayal edilmiştir. İbn Arabi’nin vefat ve cenazesine ilişkin pekçok tanıklığa sahibiz, ama bunların hiçbirinde böyle bir olaya işaret edilmez. (s. 291)


Claude AddasKibrit-i Ahmer’in Peşinde, Çev: Atila Ataman, Gelenek Yayıncılık

Sahilsiz Bir Umman

Michel Chodkiewicz, Sahilsiz Bir Umman isimli kitabında, İbn Arabi’nin düşüncelerini kendi eserlerinden örneklerle açıklıyor. İbn Arabi’yi okurken rehber olabileceğini düşündüğümüz bir kitap.


Eğer nefesin yetiyorsa Kur’an ummanına dal, ama eğer nefesin yetmeyecekse onun zahirini tefsir eden eserleri mütalaayla yetin ve ona dalma. Aksi takdirde orada helak olursun, zira Kur’an ummanı derindir ve ona dalan kişi kıyıya en yakın yerlerle yetinmeyecek, bir daha asla mahlukata geri dönmeyecektir. Peygamberler ve varis-hafızlar aleme rahmet için tekrar bu yerlere döner. Gayeye ulaşan fakat geri dönmeksizin orada kalan vakifun ise ne kimseden fayda görür ne de kimseye fayda verir. Onlar ummanın merkezini hedef almıştır, ya da daha doğrusu merkez onları hedef almıştır. Ve ebedi olarak oraya dalmıştırlar. (Fütühat, I, s.76)

* * *

Kemal üzere olanlar ancak zahir ve batını birleştirenlerdir (Fütühat, I, s.334)

* * *

Kur’an onu okuyanlar için her an yenidir [...]. Ama her kari (okuyucu) onun nüzulünü idrak etmez, çünkü zihni kendi tabiatıyla meşguldür. Bu durumda, karinin üzerine inen Kur’an onun tabiatının hicabı altında kalmakta ve karide bir zevk hasıl etmemektedir. Hz. Peygamber de Kur’an okuyan, ama okuduğu Kur’an boğazından aşağıya inmeyen kimselerden bahsederken buna işaret etmiştir. Bu dillere inen Kur’an’dır, kalplere inen değil. Bu [nüzulü] zevk eden hakkındaysa Allah şöyle buyurmaktadır: “Ruhu’l-Emin onunla [Kur’an’la] birlikte senin kalbine inmiştir” (Şuara, 26/193). Nüzul bu kimsede öyle büyük bir zevk hasıl etmektedir ki başka hiçbir şeyle kıyas kabul etmez. Kari bunu hissettiği zaman, üzerine inen Kur’anın her dem yeni olduğunu görmektedir. Bu iki nüzul şekli arasındaki fark hakkında şunu söylenmelidir: Kalbe inen Kur’an beraberinde anlayışı da getirir; bu kalbin sahibi olan kişi, vahyin dilini hiç bilmiyor olsa dahi, okuduğu ibarenin manasını dolaysız olarak anlar. Arapça bilmediği için ibareyi oluşturan kelimelerin Kur’an dışında taşıdığı manaları bilmese bile, okuduğu Kur’an’ı daha okumasıyla birlikte anlamakta, kelimelerin kendi okuyuşu içinde sahip olduğu manaları derhal idrak etmektedir. Kur’an hazreti ve menzili böyle olduğuna göre, herkesin onda kendi talep ettiğini bulacağı anlaşılıyor olmalıdır. İşte bu sebepledir ki Şeyh Ebu Medyen, müridin ancak aradığı herşeyi Kur’an’da bulacağı zaman hakikaten mürit olmuş olacağını söylemiştir. Bu hususiyeti taşımayan hiçbir kelam Kur’an olamaz. Kur’an Allah’ın bir sıfatıdır ve mevsuftan ayrı kabul edilemez, öyleyse Kur’an’ın nazil oluşuyla birlikte kelamı Kur’an olan da nüzul etmektedir. Allah, mümin kulunun kalbinin O’nu sığdırdığını söylemiştir. İşte bu, Kur’an’ın müminin kalbine nüzulüyle olmaktadır. (Fütühat, III, s.93-94)

* * *

Kur'an Hz. Muhammed'in kalbi üzerine inmiştir ve kıyamete kadar da onun ümmetinin müminlerinin kalpleri üzerine inmeye devam edecektir. Kur'an'ın kalplere inişi asla kesilmez, çünkü o daimî vahiydir. (Fütühat, III, s.108)

* * *

O şöyle buyurmaktadır: Kulum Ben’i dinlediği sırada ona onun diliyle Kitab’ımı okuyan Ben’im. Ve bu Benim onunla müsameremdir*. İşte böyle bir kul Kelam’ımı tatmıştır. Ama eğer manalarda takılacak olursa, nazar ve fikriyle Ben’den uzaklaşacaktır. Çünkü ona düşen, sadece Bana yönelmek ve kulağını Kelam’ımı idrak için uygunlaştırmaktır, ta ki Ben bu kıraate hazır olayım. O zaman kıraat eden ve işittiren Ben olurum, Kelam’ımı kuluma açıklayan ve ondaki manalara ulaştıran da Ben olurum. İşte bu benim onunla müsameremdir. Böyle bir kul ilmini Ben’den alır, kendi nazar ve fikrinde değil. Bu kul artık cennet ve cehennem endişesi taşımaz, hesap gününün ve mahşerin tasasına düşmez, dünya ve ahiretin kaygılarını duymaz, çünkü eşyayı artık kendi aklıyla idrak etmemekte, ayetlerimi kendi nazarıyla düşünmemektedir. O kulağını Kelam’ıma vermiştir sadece. Ve böylece Ben’imle şahid, Ben’imle hazır olmuştur. Ona öğreten artık Ben olurum. (Fütühat, I, s.239)

*Müsamere (“gece konuşması”) ifadesi, gecenin son üçte birinde Allah’ın dünya semasına indiğini belirten hadise telmihtir.

* * *

Vahiy yanlızca mesaj değil, aynı zamanda emirdir de. Mesaj kendini sadece emre “teslim olanlar”a, hakiki muslimuna sunacaktır. Kur’an, hazinelerini ancak tesis ettiği şeriata tâbi olana açar. Taat olmadan fetih de olmaz. Şeriat ve hakikatin birbirinden ayrılması imkansızdır.

* * *

Seni kurbete çağıran O’nun El-Karib ismidir. Sen muhibsin, mahbub değil. İşte bu yüzden sana “[Secde et ve] yaklaş” denmektedir, yoksa “[Secde et,] sen yakınsın” denirdi. [...] Bilki secde esnasında Şeytan’ın etkisinden uzak olur ve masum hale gelirsin, çünkü secden onu teshir eder ve senin üzerindeki gücünü kaldırır. O seni secdede gördüğü zaman kendini [ve Allah’ın emrine isyan ederek Hz. Adem’e müteveccihen secde etmeyişini] düşünür, azabının ateşiyle yanmakta olduğu halde seni muti görmekte ve kendisini bekleyen akıbeti müşahede etmektedir. [...] Allah sizi ve beni secde edenler ve bulanlardan (mimmen secede ve vecede) kılsın. (Tenezzülat, s.102)

* * *

Namazda müslümalar iki toplulk halindedir ve dolayısıyla namazı kılmanın da iki şekli vardır. Bu iki şekli birleştiren kişiyse bunlara tekabül eden hakikatleri de birleştirmiş olacaktır.

Bu iki topluluktan efdal olan, [namazdan çıktıkları sırada] Allah’ın bir isminin tedbirinden bir diğer isminin tedbirine geçtikleri için selam verenlerdir. Bu kullar ayrıldıkları ve vasıl oldukları isimleri selamlamaktadır.

Diğer topluluktakilerse ayrılmakta oldukları Rahman’ı ve geri dönmekte oldukları mahlukatı selamlarlar.

Bu iki topluluğa da dahil olmayan kişinin selamındaysa hiçbir kıymet yoktur. O Allah’ın huzurunda olmamıştır ve öyleyse selamı ayrılan kişininki değildir, mahlukatı terketmemiştir ve o halde selamı geri dönüş selamı da olmayacaktır. (Tenezzulat, s.110)

* * *

Ey sevgilim, kaç kez seni çağırdım, ama sen beni işitmedin
Kaç kez kez kendimi gösterdim, ama sen bana bakmadın
Kaç kez kendimi rayiha kıldım, ama sen beni koklamadın
Kaç kez kendimi gıda kıldım, ama sen beni tatmadın
Nasıl oluyor da dokunduğun şeylerde beni hissetmiyorsun [...]
Beni nasıl görmüyorsun, nasıl işitmiyorsun [...]
Ben tatlı olan herşeyden daha tatlıyım
Arzulanır olan herşeyden daha arzulanırım
Güzel olan herşeyden daha güzelim
Ben Cemil ve Melih’im
Sev beni ve başka hiçbirşeyi sevme, iste beni
Bütün endişelerden geç, ta ki yegane endişen kalayım

(Kitabu’t-Tecelliyat)


Michel Chodkiewicz, Sahilsiz Bir Umman, Çev: Atila Ataman, Gelenek Yayıncılık

İbn Arabi'yi Okumak

Menşei ilâhî olan nasları bir tek mana ve yorumla tahdîd etmek, sonsuz olan “ilahî ilm”i sınırlı hale getirmek demek olacaktır. Kadîm yani “zaman üstü” olan Kur’an-ı Kerim’in geçmişte ve günümüzde farklı ve yeni yorumlarla anlaşılması da ilâhî ilmin sonsuzluğunun tecelli ve tezahürleri olarak kabul edilmelidir. İbn Arabi’nin eserleri bu sonsuzluğu okuyucuya gösteren ve hissettiren cihanşümül bir anahtar olarak görülmelidir.

Prof. Dr. Mustafa Tahralı’nın İbn Arabi’de Bir Hadis-i Kudsi’nin Yorumu başlıklı yazısından alıntıdır.



İbn Arabi’nin eserlerinin Türkçe çevirileri:

Sufi Kitap:
* Hikmetlerin Özü (Füsusu'l-Hikem), Çev: Abdülhalim Şener {2007}

Kabalcı Yayınevi:
* Fusûsu'l-Hikem, Çev & Şerh: Ekrem Demirli {2006}

Litera Yayıncılık:
Fütuhat-ı Mekkiye 1, Çev: Ekrem Demirli {2006}
Fütuhat-ı Mekkiye 2, Çev: Ekrem Demirli {2006}
Fütuhat-ı Mekkiye 3, Çev: Ekrem Demirli {2006}
Fütuhat-ı Mekkiye 4, Çev: Ekrem Demirli {2006}
Fütuhat-ı Mekkiye 5, Çev: Ekrem Demirli {2007}
Fütuhat-ı Mekkiye 6, Çev: Ekrem Demirli {2007}
Fütuhat-ı Mekkiye 7, Çev: Ekrem Demirli {2008}
Fütuhat-ı Mekkiye 8, Çev: Ekrem Demirli {2008}
Fütuhat-ı Mekkiye 9, Çev: Ekrem Demirli {2008}
Fütuhat-ı Mekkiye 10, Çev: Ekrem Demirli {2008}
Fütuhat-ı Mekkiye 11, Çev: Ekrem Demirli {2009}
Fütuhat-ı Mekkiye 12, Çev: Ekrem Demirli {2010}
Fütuhat-ı Mekkiye 13, Çev: Ekrem Demirli {2010}
Fütuhat-ı Mekkiye 14, Çev: Ekrem Demirli {2011}
Fütuhat-ı Mekkiye 15, Çev: Ekrem Demirli {2011}
Fütuhat-ı Mekkiye 16, Çev: Ekrem Demirli {2011}
Fütuhat-ı Mekkiye 17, Çev: Ekrem Demirli {2012}
Fütuhat-ı Mekkiye 18, Çev: Ekrem Demirli {2012}

Gelenek Yayınları:
* Zunnûn-ı Mısrî (Şeyh-i Ekber'in Kaleminden Bir Sûfi'nin Portresi), Çev: Dr. Ali Vasfi Kurt {2005}

İnsan Yayınları:
Günümüz İnsanına Fusûsu'l-Hikem, Haz: Hamza Kılıç {2009}
* İlahi Aşk, Çev: Mahmut Kanık {1998}
* Nurlar Risalesi, Çev: Mahmut Kanık {1991}

İz Yayıncılık:
Marifet Kitabı (Kitabu'l-Marife) , Çev: Hüseyin Şemsi Ergüneş, Yay.Haz.: Ercan Alkan & Osman Saci Arı {2008}
Arzuların Tercümanı, Çev: Mahmut Kanık {2004}
Fena Risalesi, Çev: Mahmut Kanık {2004}
Marifet ve Hikmet, Çev: Mahmut Kanık {2002}
Nurlar Hazinesi, Çev: Mehmet Demirci {2001}
Tedbirat-ı İlahiyye, Çev: Ahmed Avni Konuk

Hece Yayınları:
Hakikat ve Tefekkür, Çev: Mahmut Kanık {2003}
İbn Arabî'nin Günlük Duaları, Çev: Mahmut Kanık {2005}
Nurlar Yuvası, Çev: Mahmut Kanık {2006}

Asa Kitabevi:
Harflerin İlmi, Çev: Mahmut Kanık {2000}

Hayy Kitap:
Hakikat Yolcusuna Kılavuz, Çev: Bedirhan Özalp {2009}
Allah Kimleri Sever, Çev: Ekrem Demirli {2006}

Dharma Yayınları:
* Endülüs Sufileri, Çev: Dr. Refik Algan {2006}

İzmir İlahiyat Vakfı Yayınları:
Kibrit-i Ahmer (Fütuhat-ı Mekkiye'den Seçmeler), Abdülvehhab Eş-Şa'rani, Çev: Hasan Fehmi Kumanlıoğlu {2006}

Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları:
Füsusü'l Hikem, Çev: M. Nuri Gençosman {1992}

Kırkambar Kitaplığı:
Füsusü'l Hikem, Çev: M. Nuri Gençosman {2003}
Tasavvuf Makamı, Çev:  İbrahim Aşkî Tanık {2006}

Sultan Yayınevi:
Kitabu't-Tecelliyat ve Kitabul'l Yakin, Çev: Doç. Dr. Abdulvahab Öztürk
* Ahadiyet, Tezhibü'l Ahlak ve Mev'ize-i Hasene Risaleleri, Çev: Doç. Dr. Abdulvahab Öztürk {2006}

Erkam Yayınları:
Futuhat-ı Mekkiye'den Öğütler Pınarı, Dr. Adem Ergül {2006}

Kitsan:
*  Haftalık Virdler ve Zikirler, Çev: Vahdettin İnce {2008}
Mekarimu'l-Ahlak/Üstün Ahlak, Çev: Vahdettin İnce
Risaleler 1, Çev: Vahdettin İnce
Risaleler 2, Çev: Vahdettin İnce
Risaleler 3, Çev: Vahdettin İnce
Vasiyetler, Çev: Abdullah Taha Feraizoğlu {1999}
Ruhu'l-Kuds/İbn Arabi'nin Feyz Aldığı Sufiler/Nefis Muhasebesinde Kutsal Ruh Risalesi, Çev: Vahdettin İnce
Yıldızların Mevki
Tefsir- i Kebir Te'vilat {2008}
Varlık Ağacı (Şeceretu'l Kevn) {2008}
Hikmette Son Nokta (El-Bulga Fi'l Hikmeh) {2008}

Kozmik Kitaplar:
* Muhyiddin-i Arabi'den Altın Öğütler, Derleyen: Ali Dündar {2005}

Esma Yayınları
Dürri Meknun İnci Dizileri, Çev: Şakir Gürel
Fütuhat-ı Mekkiye, Çev: Selahaddin Alpay
Meleklerin Ruh Aleminden Madde Alemine İnişi
İlmi Cifir, Çev: Mustafa Varlı

Kubbelatı-Sahaf:
Mecmu'-r-Resaili'l-İlahiyye

Bedir Yayınları:
Adabü'l Mürid Genç Müslümana Öğütler

Alperen Yayınları:
Mir'atü'l İrfan / İrfan Aynası, Çev: Abdülkadir Akçiçek
Şeceretü'l Kevn Üstün İnsan, Çev: Abdülkadir Akçiçek

Pamuk Yayıncılık:
Fütühat-ı Mekkiye'den Altın Sayfalar

İbn Arabi ve görüşleri hakkında yazılan kitaplar & şerhler:

Nefes Yayınları:
* Hz. Adem / Fususul Hikem 1, Cemalnur Sargut {2010}
* Hz. Şit / Fususu'l-Hikem 2, Cemalnur Sargut {2011}
* Hz. Nuh / Fususu'l-Hikem 3, Cemalnur Sargut {2012}
* Hz. İdris / Fususu'l-Hikem 4, Cemalnur Sargut {2013}
* Hz. İbrahim / Fususu'l Hikem 5, Cemalnur Sargut {2014}
* Hz. İshak / Fususu'l Hikem 6, Cemalnur Sargut {2015}

Marmara Üniv. İlahiyat Fak. Vakfı:
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Ahmed Avni Konuk, Hazrılayan: Doç. Dr. Selçuk Eraydın
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi II, Ahmed Avni Konuk, Hazrılayan: Doç. Dr. Selçuk Eraydın/ Prof. Dr. Mustafa Tahralı
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi III, Ahmed Avni Konuk, Hazrılayan: Doç. Dr. Selçuk Eraydın/ Prof. Dr. Mustafa Tahralı
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Ahmed Avni Konuk, Hazrılayan: Doç. Dr. Selçuk Eraydın/ Prof. Dr. Mustafa Tahralı

Gelenek Yayınları:
İbn Arabi / Kibriti Ahmer'in Peşinde, Claude Addas, Çev: Atila Ataman {2003}
Sahilsiz Bir Umman: Muhyiddin İbn Arabi, Michel Chodkiewicz, Çev: Atila Ataman {2003}
Yavuz Sultan Selim'in Emriyle Hazırlanan İbn Arabi Müdafaası, Şeyh Mekki Efendi/ Ahmed Neyli Efendi {2004}

İnsan Yayınları:
Endülüsde Hadis Ve İbn Arabi, Ali Vasfi Kurt {1998}
İbn Arabi Anısına (Makaleler), Çev: Tahir Uluç {2002}
İslam Düşüncesinde Marifet ve İbn-i Arabi, Seyfullah Sevim
Vahdeti Vücud Ve İbn Arabi, İsmail Fenni Ertuğrul/Prof. Dr. Mustafa Kara {1997}
İbn Arabi'de Varlık Düşüncesi / Vahdet-i Vücud ve Panteizm / İbn Arabi'yi Niçin Severim, Mehmet Ali Ayni/ Ferit Kam {1992}
İbn Arabi'de Marifetin İfadesi, M. Mustafa Çakmaklıoğlu {2007}
* İbn Arabi'de Sembolizm, Tahir Uluç {2007}
* İbn Arabi'den Hadis Yorumları -Kırk Hadis-, Seyit Avcı {2008}

İz Yayıncılık:
Fusûsu'l-Hikem Okumaları İçin Anahtar, Ebu'l-Ala Afîfî, Çev: Ekrem Demirli {2002}
Fususü'l-Hikem'in Sırları, Sadreddin Konevi, Çev: Ekrem Demirli {2002}
* Vahdet-i Vücud ve Esasları, Sadreddin Konevi, Çev: Ekrem Demirli {2008}

Kaknüs Yayınları:
Hayal Âlemleri, İbn Arabi ve Dinlerin Çeşitliliği Meselesi, William Chittick, Çev: Mehmet Demirkaya {2003}
İbn Arabi'nin Fusus'undaki Anahtar-Kavramlar, Toshihiko Izutsu, Çev: Ahmed Yüksel Özemre {1998}

Hece Yayınları:
* İbn Arabi'nin Menakıbı, Mehmed Receb Hilmi, Çev: Mahmut Kanık {2004}
Vahdet-i Vücud Meselesi, Mustafa Fevzi, Çev: Mahmut Kanık, F. Zehra Kavukçu {2003}

Sûfi Kitap:
* Muhyiddin İbni Arabi Hayatı ve Çevresi, Prof. Dr. Nihat Keklik {2008}
Elis Yayınları:
İbn Arabi ve Spinoza’da Varlık, Metin Yasa

Diyanet Vakfı Yayınları:
İbn Arabi, Prof. Dr. Süleyman Uludağ {1995}

Kabalcı Yayınları:
İbnü'l Arabî Sözlüğü, Suad El-Hakim, Çev: Ekrem Demirli {2005}

Ferşat Yayınları:
Kaza ve Kader, Prof. Dr. Hüdaverdi Adam {1997}

Ataç Yayınları:
Gerçeklerin Özü, Şerh: İsmail Rusuhi Ankaravi, Çev: Ayhan Yıldırım {2006}

Kırkambar Kitaplığı:
*Muhyiddin İbnü'l- Arabi'de Tasavvuf Felsefesi, Ebu'l-Ala Afifi, Çev: Mehmet Dağ {1999}

Tasavvuf İlmi ve Akademik Araştırma Dergisi:
İbnü'l-Arabî Özel Sayısı-1  Sayı:21 {Ocak- Haziran 2008}

Akademi Kitap Yayınları:
Tuhfetü'l-Uşşak ve Turfetü'l-Müştak, Şerh: Niyazi-i Mısri, Çev: Nezahat Öztekin {2006}

Ensar Yayıncılık:
* İbn Arabi'nin Hadis Anlayışı, Dr. Seyit Avcı

İbn Arabî'nin kitaplarından bazıları: 

Kitabu’l-Meşahidi’l-Kudsiyye, İşbiliye, 1194
Kitabu’l-İsra, İşbiliye, 1197-98
Mevakiu’n-Nücum, Meriye, 1199
Mişkatu’l-Envar, Mekke, 1202-03
Hilyetu’l-Abdal, Taif, 1203
Ruhu'l-Kuds, Mekke, 1203
Tacu’r-Resail, Mekke, 1203-04
Kitabu’l-Celale, Kudüs, 1204
Kitabu’l-Ezel, Kudüs, 1204
Kitabu’l-Elif, Kudüs, 1204
Kitabu’l-Hüve, Kudüs, 1204
Kitabu’t-Tenezzülati'l-Mevsiliyye, Musul, 1204-05
Risaletu’l-Envar, Konya, 1205
Kitabu’l-Azame, Konya, 1205
Kitabu’l-Emri’l-Muhkem, Konya, 1205
Kitabu’l-İkd, Kudüs, 1205-06
Kitabu’n-Nükeba, Kudüs, 1205-06
Kitabu’l-Mukni, Kudüs, 1205-06
Kitabu’l-Yakîn, Halilürrahman, 1206
Kitabu Mnezili’l-Menazili’l-Fehvaniyye, Meşrık, 1027
Kitabu Cavabi... Tirmizi, Meşrık, 1027
Tercümanu’l-Eşvak, Mekke, 1214-15
Tercümanu’l-Eşvak Şerhi, Halep, 1215
Istılahatu’s-Sufiyye, Malatya, 1218
Kitabu Sevabi Kazai’l-Havaic, Suriye, 1228
Fususu’l-Hikem, Şam, 1229
Fihris, Şam, 1230
Futuhat, Şam, 1231
Divan, Şam, 1236


Not: Bu sayfayı, kitapçılarda ve internette yeni kitaplar gördükçe güncelliyorum..

Sufi Diyarından Hikayeler

Sufi Diyarından Hikayeler, altı mutasavvıfın - Hallac, Ebu Said, Feridüddin Attar, Hakim Nizami, Mevlana Celaleddin Rumi ve Abdurrahman Cami- hayatlarını anlatan ve eserlerinden örnekler veren bir kitap.

Söylemeye hacet yok ki, Yusuf’a aşık tek kadın değilmiş Züleyha. Zengin ve güzel bir kadın olan Bağiza da Yusuf’a hakkında anlatılanları duyduktan sonra aşık olmuş, sonra da şehrini terkedip onu bulmak için başkente gitmişti. Onu gördüğü zaman kusursuz güzelliği karşısında yıkılmış, kendine gelince de bu büyüleyici görüntüye hayranlık duymaya devam etmişti.

Yusuf bu sebeple Bağiza’ya şöyle bir nasihatte bulunmuştu: “Bu dünyada bir mükemmellik ve güzellik gördüğünde bil ki bu sadece O’nun bir işaretidir. Güzel bir suret Allah’ın geniş bahçesinden koparılmış bir çiçektir sadece. Mükemmel bir şeyi görebilmek için gözlerin varsa, şunu anlayacak iraden de vardır: Gördüklerin O’nun yüzünü yansıtan bir aynadır. Benim görüntüm de sadece Rabbimin kendi güzelliğinin küçük bir resmidir. Fakat şunu da aklından çıkarma, bir resim solar, bir çiçek ölür, aynadaki yansıma gerçek ışık gelince yok olur gider. Gerçek ve ebedi olan sadece O’dur. Neden bugün burada olsa da yarın yok olup gidecek bir şey için zamanını harcıyorsun. Hiç vakit kaybetmeden doğruca herşeyin kaynağına git.”  (s. 137)

SUFİ DİYARINDAN HİKAYELER
Bayat & Jamnia
Türkçesi: Saliha Deniz
İnsan Yayınları

Nurlar Hazinesi

NURLAR HAZİNESİ (MİŞKÂTÜ’L ENVÂR)

Mişkâtü’l Envâr fî mâ Ruviye anillâh mine’l Ahbâr İbn Arabi tarafından derlenmiş nadir hadis kitaplarından biridir. O burada özellikle sadece Kudsî hadislere, yani Hz. Peygamber (as)’ın ifade ettiği, doğrudan bizzat Allah’a ait sözlere yer verir. Bu sebeple İbn Arabi onlara Ahâdîs-i ilahîyye yani “İlahi Hadisler” ismini verir. Bu hadisler onun eserlerinde bol bol zikredilmiş ve yorumlanmıştır. Onların bir araya getirilmiş olması, hadisler içerisindeki özel mevkilerini gösterir. 

Bu yazı Muhammed Valsan’ın kitaba yazdığı giriş bölümünden aktarılmıştır.

Kitapta yer alan bazı hadisler:

4.Hadis

Enes b. Mâlik nakleder: Resulullah (as) oturmakta iken birden bire dişleri görünecek şekilde güldüğünü gördük. Ömer sordu: “Anam babam hakkı için söyle ya Resulallah, seni güldüren şey nedir?” Hz. Peygamber (as) cevap verdi:

- Ümmetimden iki kişi, izzet sahibi olan Rab Teala’nın huzurunda diz çökmüşler, birisi şöyle diyor: “Ya Rabbi, kardeşimden benim hakkımı alıver.” Allah (suçlanana): “Kardeşinin hakkını ver!” buyurdu.

- Ya Rabbi, dedi, iyiliklerimden (ona verecek) hiçbir şey kalmadı.

- Ya Rabbi, öyleyse günahlarımdan bir kısmını yüklensin, dedi (şikayet eden).

Bu sırada Resulullah (as)’ın gözleri yaşla doldu. Sonra şöyle buyurdu: “Bu gerçekten korkunç bir gündür. Öyle bir gün ki, insanlar günahlarından bir kısmının (başkası tarafından) yüklenilmesine ihtiyaç duyacaklardır.” Sonra şöyle devam etti: “Aziz ve Celîl olan Allah şikayet sahibine şöyle diyecek: “Başını kaldır ve Cennet bahçelerine bak!” O başını kaldıracak ve haykıracak:

- Ya Rabbi, gümüşten şehirler ve incilerle süslenmiş altından köşkler görüyorum. Bu hangi peygambere, hangi şehide aittir?

- Bana bedelini verenindir! diyecek (Allah).

- Peki buna kim sahip olabilir ya Rabbi?

- Ona sen sahip olabilirsin!

- Nasıl ya Rabbi?

- Kardeşini affederek!

- Affettim gitti ya Rabbi!

Bunun üzerine yüce Allah buyaracak ki: “Kardeşinin elinden tut ve onu cennete koy!”

Resulullah (as) devamla şöyle buyurdu: “Allah’tan korkun, aranızdaki münasebetleri düzeltin (Enfal 8/1). Şüphesiz Allah kıyamet gününde müminlerin arasını düzeltir”

8. Hadis

Ebu Hureyre, Hz. Muhammed (as)’den nakleder:

Allah şöyle buyurur: “Ademoğlu, Beni andığın zaman bana şükretmiş olursun, Beni unuttuğun zaman Bana nankörlük etmiş olursun.”

10. Hadis

Ebu Hureyre, Resulullah (as)’den nakleder:

Aziz ve Celîl olan Allah şöyle buyurur: “Kulum Beni zikrettiği ve dudakları Benim (ismim) ile hareket ettiği vakit Ben onunla birlikteyimdir.”

17. Hadis

Câbir b. Abdillah, Resulullah’ın (sa) şöyle dediğini nakleder:

Aziz ve Celîl olan Allah şöyle buyurdu: “Bu, Benim zâtım için razı olduğum bir dindir. Buna yaraşan da ancak cömertlik ve güzel huydur. Bu dine uyduğunuz müddetçe, onu iki hasletle yüceltiniz”

39. Hadis

Ebu Hureyre, Peygamber (as)’in şöyle dediğini ifade eder:

Allah şöyle buyurur: “Ey Adem oğlu, kendini tamamen Benim kulluğuma ver ki, Ben senin kalbini zenginlikle doldurayım ve seni yoksulluktan koruyayım. Eğer böyle yapmazsan senin kalbini meşguliyetlerle doldururum ve yoksulluğuna mani olmam.”


İbn Arabî, Nurlar Hazinesi, Çev: Mehmet Demirci, İz Yayıncılık

Sevdiğim Kitaplar

  • ÇAVDAR TARLASINDA ÇOCUKLAR - J.D.Salinger
  • KALECİNİN PENALTI ANINDAKİ ENDİŞESİ - Peter Handke
  • KORKUYU BEKLERKEN - Oğuz Atay
  • TÜNEL - Ernesto Sabato
  • BROKLYN ÇILGINLIKLARI- Pual Auster
  • ACI ÇİKOLATA - Laura Esquivel
  • ŞEKER PORTAKALI - Jose Mauro de Vasconcelos
  • KIRMIZI PAZARTESİ - Gabriel Garcia Marquez
  • YÜZYILLIK YALNIZLIK - Gabriel Garcia Marquez
  • PİNHAN - Elif Şafak
  • SIR - Mustafa Kutlu
  • UZUN HİKAYE - Mustafa Kutlu
  • YA TAHAMMÜL YA SEFER - Mustafa Kutlu
  • BEYHUDE ÖMRÜM - Mustafa Kutlu
  • PUSLU KITALAR ATLASI - İhsan Oktay Anar
  • AMAT - İhsan Oktay Anar
  • DÖNÜŞÜM - Franz Kafka
  • DAVA - Franz Kafka
  • YABANCI - Albert Camus
  • VEBA - Albert Camus

Tigri & Lew

​Ormanda kimlik kartları, pasaport kontrolleri ve sınırlar yoktur. Bir ağaç bir kuşa “nerelisin?” diye sormaz, sadece kuşun söylediği şarkıyı dinler. (Tigri & Lew)