Semaver


Trifon için ne yaşayan insanlar, ne çiçekler, ne akarsular mavi gözlü arkadaşlar bir mana ifade ederdi. Yalnız bu önüne, gözlerinin içine serilen ve üzerine arka üstü yattığı zaman büyük güverteleri, boş yelkenlileri, güneşin içinde madenleri ve boyaları uçan vapurları düşünebildiği deniz ona, ciğerlerine çektiği havanın kıymetini, açıkçası yaşamanın zevkini ve lezzetini verirdi. Ondan ötesi boş, ıssız manasızdı.

Toprak, kendisine yelkenlerini yapmak için kereste, çekiç ve keser verdiği için biraz bir şey benzerdi. Trifon toprağı sevmez; ona hürmet ederdi. Çünkü birçok sevdikleri orada, onun altında, aklın durduğu bir yerde yaşıyorlardı.

Fakat toprağın üstünde koşan, onun üstünde beş on para kazanmak kaygısı ile dönüp dolaşan insanlar ne tuhaf mahluklardı. Ve denize bir dakika durup bakmaya vakitleri olmadığını söyleyen bu insanlar ne zevksiz mahluklardı. Bu mektebe giden ufak çocuklar, denizin karşısında mektebi unutup bir gün, bir gece düşünceli kalamazdı. Dersler deniz kadar güzel; deniz kadar öğrenci miydi acaba?

Trifon denize girmeyenlerle arkadaşlık bile etmek istemezdi. Trifon denizi görmediği zaman, elinde keser, mütemadiyen küçük yelkenliler, garip kayıklar yapardı. O, her gün bir gemi yapar, her gün bir gemiyi söker, bir yenisine başlardı. Adanın sahilinden gelip geçen vapurlara bakar, acaba başka denizler de bu öne serilen gibi midir diye düşünürdü?

Onun bir gemisi olsaydı, kocaman bir gemisi olsaydı, vinçli bir gemisi olsaydı. Hiçbir şehirde üç saatten fazla kalmadan, büyük şehirlerin gece ışıklarını, dört mil mesafeden son hızla geçip giderken seyretmek... Hiçbir şehirde beş saat kalmadan şehirden şehire, denizlerden denizlere, insanlardan insanlara, yurtlardan yurtlara... [Stelyanos Hrisopulos Gemisi adlı öyküden, s. 19-20]

Kitaptan üç öykü:

Semaver [oku]
Bohça [oku]
Şehri Unutan Adam [oku]

SEMAVER
Sait Faik
Yapı Kredi Yayınları

3 yorum:

SERAP dedi ki...

Orada kimse var mı?Yoksa ben boşu boşuna mı bakınıyorum buralarda:)

salih dedi ki...

Var :) Alain de Botton'un Seyahat Sanatı'nı okudum fakat altını çizdiğim satırları yazıp bloga koymak kısmet olmadı :)

SERAP dedi ki...

O zaman kolay gelsin şimdiden.Yalnız sadece altı çizili satırlarınızı değil,kitaplar hakkındaki birkaç düşüncenizi paylaşırsanız,bendeniz(kimbilir belki başkalarıda) daha mutlu olacağım...

Sevdiğim Kitaplar

  • ÇAVDAR TARLASINDA ÇOCUKLAR - J.D.Salinger
  • KALECİNİN PENALTI ANINDAKİ ENDİŞESİ - Peter Handke
  • KORKUYU BEKLERKEN - Oğuz Atay
  • TÜNEL - Ernesto Sabato
  • BROKLYN ÇILGINLIKLARI- Pual Auster
  • ACI ÇİKOLATA - Laura Esquivel
  • ŞEKER PORTAKALI - Jose Mauro de Vasconcelos
  • KIRMIZI PAZARTESİ - Gabriel Garcia Marquez
  • YÜZYILLIK YALNIZLIK - Gabriel Garcia Marquez
  • PİNHAN - Elif Şafak
  • SIR - Mustafa Kutlu
  • UZUN HİKAYE - Mustafa Kutlu
  • YA TAHAMMÜL YA SEFER - Mustafa Kutlu
  • BEYHUDE ÖMRÜM - Mustafa Kutlu
  • PUSLU KITALAR ATLASI - İhsan Oktay Anar
  • AMAT - İhsan Oktay Anar
  • DÖNÜŞÜM - Franz Kafka
  • DAVA - Franz Kafka
  • YABANCI - Albert Camus
  • VEBA - Albert Camus

Tigri & Lew

​Ormanda kimlik kartları, pasaport kontrolleri ve sınırlar yoktur. Bir ağaç bir kuşa “nerelisin?” diye sormaz, sadece kuşun söylediği şarkıyı dinler. (Tigri & Lew)