Gölgeye Övgü
Ne zaman Nara ya da Kyoto tapınaklarının eski, loş ve bence tertemiz tuvaletlerini görsem, Japon mimarisinin eşsiz meziyetlerinden etkileniyorum. Tapınaklardaki salonların da kendisine özgü bir çekiciliği olabilir, ancak bir Japon tuvaleti tam anlamıyla ruhani bir dinlenme yeridir. Her zaman ana binadan uzakta, bir koridorun sonunda yer alır ve taze yaprak ve yosun kokusu gelen çalılıkların arkasına inşa edilir. Hiçbir kelime o loş ışıkta oturup, şojiden yansıyan soluk parıltının tadını çıkarırken tefekkürde kaybolmanın ya da bahçeyi izlemenin yarattığı hissi anlatamaz. Yazar Natsume Soseki sabahki tuvalet ziyaretlerim büyük bir zevk olarak görür, "fizyolojik bir haz" diye tanımlardı. Hiç kuşkusuz bu zevkin tadına, sakin duvarlarla ve güzelce damarlanmış ağaç zeminle çevrili, mavi gökyüzüne ve yeşil yapraklara baktığın bir Japon tuvaletinden başka yerde varılamaz. Dediğim gibi bazı ön koşullar var: Bir nebze loşluk, mutlak temizlik ve sivrisinek vızıltısını dahi duya...