Ayırmaya Değil Birleştirmeye Geldik
“Her sözün bir yeri, her meydanın da bir eri vardır,” şeklinde Arapça bir söz var. Söz yerinde güzeldir, yerinde olmayan sözü kullanana deli derler. Âyet-i kerimede, “Evlere kapılarından giriniz,” (Bakara, 189) buyrulur. Bu, Descartes’in Metodoloji kitabını yazmasından çok daha evvel inmiş bir âyettir. Allah niye böyle bir âyet indirdi? Zaten eve kapıdan girilmez mi? Bu metodolojik bir âyettir. Her ilmin ve konunun kapısı vardır, o kapıdan bir sürece girilir, o süreç sonucunda istidadın ve kabiliyetin varsa performansına bağlı olarak başarılı olursun veya olmazsın. Tasavvuf, metodik bir ilimdir; kapısı, koridoru, bekleme salonu ve huzura kabul salonu vardır. O süreç izlenir. Her ilmin bir ustasının olması çok doğaldır. Ustasız ilim öğrenilemez. Her çırak, önce kalfa, sonra usta olur. Bugün araba kullanmayı dahi ehliyet kursunda, yanınıza verdikleri direksiyon hocasıyla öğrenirsiniz. Bundan dolayı da hiç kimse, “Arabayla arama niye girdin?” demez. Paşa paşa o dersi ald...