Kayıtlar

Ivan Agueli - Özgürlüğün Romanı

Resim
Benim ben olmama izin verilmediği için bir başkası olmak zorundaydım. (s. 21) Başka gölgelerin gölgesinde bir gölge olmak yolundaydı. (s. 38) Dostluğu, adaleti ve sahip olduğumuz ilâhî duyguları düşündüm. Tesadüf yoktu. Eğer kâinatın yaratılışı şans eseri olsaydı “vicdan” ve “fedakârlık” denen her şey anlamsız olurdu. Bu anlayışla kendimi hem rahatlamış hem de yücelmiş hissettim. Her sabah kömür parçamı veya fırçamı tuvale götürürken o derece kendimden emindim ki bu görev için seçilmiş olduğumdan bir an bile tereddüt etmiyordum. (s. 106) Halbuki sonbahar bütün renk ve güzellikleriyle her tarafı sarmış; değişik kişiliklerin filtresinden geçerek analiz edilmeyi ve sonsuzlaştırılmayı bekliyordu. (s. 109) Ben okulu hayatın gerçeklerine götürmek istiyordum, heyecan verici ışıkların olduğu yere. (s. 136) İnsan, duyularının sınırlarını aşmalı ve tabiatın sırlarının derinliklerine dalmalı. Ruhun biçimi yok. Ama varlığın biçimini değiştiren ruhtur. Eğer biçim, ruh değil de sadece el değiştirirs...

İslam’ın Beş Şartının Hikmetleri

Resim
Naoki Yamamoto’nun yazdığı önsözden: Namaz, “göğün altında durmak, yeryüzünde secde etmek ve kozmik uyumu somutlaştırmak” şeklinde tanımlanmış ve bu şekilde Doğu Asya’daki doğa ve insan anlayışıyla derin bir şekilde uyum sağlamıştır. (s. 10) Naoki Yamamoto’nun yazdığı önsözden: Bu göksel ilke  (tianli) , İslam’ın beş şartı olan şehadet  (zikr) , namaz  (salat) , oruç  (savm) , zekât ve hac yoluyla somut bir şekilde ifade edilir.  Dua, göğün barındırdığı sükûneti ve mutlak istikrarı yansıtır; kişinin kalbini Allah’a yöneltmesiyle, evrenin merkeziyle bağ kurmasını amaçlar.  Namaz, gökyüzü ve yeryüzü arasındaki uyumu simgeler; vücut hareketleriyle Allah’a saygı ifade edilerek, göksel düzen ile insan davranışları arasında bir ahenk sağlanır.  Oruç, göğün saflığını ve ihtirassız doğasını öğrenerek, kişinin arzularını kontrol altına alması ve Allah’ın iradesine yaklaşması için bir yol şeklinde görülür. Zekât, göğün karşılık beklemeyen cömertliğini taklit ede...