Kayıtlar

Kalbin Dönüşümü

  Ruh kendisinin Allah'tan geldiğini hatırlar ve bu hatırlamadan da özlem duygusu oluşur. Ruhumuz hakîkî yuvasının Allah olduğunu hatırlar ve bu hatıra ile arayanı uyandırır. Gönül yolculuğu bizi geldiğimiz yuvamıza geri götüren, ayrılıktan birliğe götüren bir yolculuktur. Biz Allah’tan geldik ve Allah’a geri dönüyoruz. (s. 11) Denilmiştir ki: "Kendi içine dön; çünkü Hakikat insanoğlunun özündedir." Mutasavvıf anlar ki, Sevgili kalbindedir; sadece bir düşünce olarak değil de canlı bir hakikat olarak. Kalbin derinliklerinde, seven ile Sevgili arasında hiçbir ayrılık yoktur. Orada Allah ile devamlı beraberiz ve tasavvufî tecrübe, bu daimî var olanın açığa çıkıp barizleşmesinden başka bir şey değildir.  Bu ebedî birleşmeyi, kavuşmayı, yaşamamızı önleyen en büyük engel Benliğimiz, nefsimizdir. Kavuşmada "Ben" yoktur, o anda sadece Sevgili vardır. Sufî şöyle der: "Sevgili yaşıyor, seven öldü." (s. 12) Süfî yolu bize, derinlerimizde, kalbimizde oluşan bu ila...

Dinle Neyden (Mesnevi Sohbetleri)

Resim
  Bir kişinin öğretmeni Allah olursa, o kişi cahil kalabilir mi? Bakara Süresi'nde Rabbimiz bu gerçeği iki kelimeyle özetlemiş: "İttekullah ve yuallimü kümullah" Allah'tan ittika edene (yani O'nun rızasını kaybetmekten korkana) Allah, her şeyi öğretir. Evet, bilme, olma ile biter. Ama, dinlemeyle başlar. Ve her hayırlı başlangıç Besmele'yledir. "B" ile... (s. 13) Yetiştiği kamışlıktan kesilerek ayrılmış, vücudunda ateş veya bıçakla delikler açılmış, altına ve üstüne, yani başına başpare ve ayağına parazvana takılmış; hatta boğumları arasına teller sarılmış, madenî halkalar geçirilmiş, kupkuru, sapsarı bir hale gelmiş, içi boş bir kamış parçası ney. İçindeki boşluk neyzenin nefesiyle dolar. Kendi başına sesi, sadası çıkmaz. Ancak neyzenin "Hu" sadası ile içi doluyor ve o zaman içindeki hava yakıcı bir ateş haline geliyor. (s. 28) Ney, dokuz boğumlu kamıştan yapılır. İnsanın da ana rahmindeki hayatı dokuz aydır. (s. 29) Bir sazlıktan kesilen ...

Kiku - Japonların İyi Dinleme Sanatı

Resim
  Her şey 4. yüzyılda İmparatoriçe Suiko'nun elçileri tarafından Çin'den Japonya'ya getirilen bir Japon yazı karakterine dayanıyordu. Kiku olarak telaffuz edilen bu kıymetli kelime, onu oluşturan karakterlerle birlikte, dinlemenin gizli simyasını oluşturur: Sol tarafta bir kulak, sağda on dört kalp bulunur, yani dinleyen on dört kalbin enerjisiyle kulak verdiğini ifade eder. (s. 9) Japonca karakter okuyucuları, erken dönemlerde on dört kalple dinleme fikrine aşina olan tek insanlar değildi. Görünüşe göre Yunan filozoflar da bu tür bir dinlemeyi düşünmüş, buna meta adını vermişlerdi. Kelimenin etimolojik kökenindeki anlamlar arasında ile, ötesinde, sonrasında ve arasında gibi anlamlar yer alıyordu. Meta Dinleme, sözcüklerin gerçekliğimiz hakkında söylediklerinin ötesini, onları söylemeden önce, söylerken ve söyledikten sonra duymamızı sağlamak için konuşmayla birlikte çalışan ve her zaman insanlar arasındaki boşlukta sihirli bir şekilde var olan bir iletişim şekliydi. (s. 18...