Ivan Agueli - Özgürlüğün Romanı
Benim ben olmama izin verilmediği için bir başkası olmak zorundaydım. (s. 21) Başka gölgelerin gölgesinde bir gölge olmak yolundaydı. (s. 38) Dostluğu, adaleti ve sahip olduğumuz ilâhî duyguları düşündüm. Tesadüf yoktu. Eğer kâinatın yaratılışı şans eseri olsaydı “vicdan” ve “fedakârlık” denen her şey anlamsız olurdu. Bu anlayışla kendimi hem rahatlamış hem de yücelmiş hissettim. Her sabah kömür parçamı veya fırçamı tuvale götürürken o derece kendimden emindim ki bu görev için seçilmiş olduğumdan bir an bile tereddüt etmiyordum. (s. 106) Halbuki sonbahar bütün renk ve güzellikleriyle her tarafı sarmış; değişik kişiliklerin filtresinden geçerek analiz edilmeyi ve sonsuzlaştırılmayı bekliyordu. (s. 109) Ben okulu hayatın gerçeklerine götürmek istiyordum, heyecan verici ışıkların olduğu yere. (s. 136) İnsan, duyularının sınırlarını aşmalı ve tabiatın sırlarının derinliklerine dalmalı. Ruhun biçimi yok. Ama varlığın biçimini değiştiren ruhtur. Eğer biçim, ruh değil de sadece el değiştirirs...