Kayıtlar

Sufi Kalbi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Su Üstüne Yazı Yazmak

Resim
Hazreti Şeyhi Ekber Muhyiddin İbn Arabi'nin yoluma çıkardığı ince gönüllü derviş: Muhyiddin Şekûr İslâm'a ve İslâm tasavvufuna yönelmemi, bütünüyle, bir tek kaynağa, Hazreti Şeyhi Ekber Muhyiddin İbn Arabi'ye borçlu olan biriyim. Onun 1981'de okuduğum Füsusü'l Hikem'i, geleneğin sırlı kapısından girip şiir dolu bir âleme adım atmama vesile olmuştu. Yine Hazreti Şeyh-i Ekber'in eşsiz himmetiyle, derece derece ilerleyen Füsûs okumaları sayesinde, tam onsekiz yıl boyunca pençesinde kıvrandığım ağır bir sinir hastalığından bütünüyle kurtuldum. Hem imâna hem şifâya kavuşmama himmet eden Hazreti Şeyh, bir çok başka güzelliklerin yanısıra, New York'ta ikamet eden bir Rufaî dervişi, sevgili dost Muhyiddin Şekûr'la ve onun güzel kitabı ’Su Üstüne Yazı Yazmak’ ile tanışmama da bizzat vesile oldu. (Ayşe Şasa) Kalbini dinle, o sana asla haram şeyler fısıldamaz. Her yaptığını önce Allah'ın rızası için yap. Unutma ki O'nu bulunca herşeyi bulur, O...

Tevekkülün İncelikleri

Resim
Bil ki ey kardeşim, yüce Allah'a ermek isteyen kişi işe kapısından başlamalı ve O'na gerekli vasıtaları kullanarak varmalıdır. Terk edilmesi, kurtulunması ve arınılması gereken şeylerin en önemlisi, tedbirin varlığı ve takdir edilmiş şeylere direnmektir. İşte bu kitabı bu konuyu açıklamak ve ilgili meseleleri ortaya koymak için yazdım. İsmi müsemmasına ve lafzı manasına uygun olsun diye adını  et-Tenvir fi iskatı’t-Tedbir  koydum. Yüce Allah şöyle buyurdu : “Hayır! Rabb’ine yemin olsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmelerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir burukluk duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisa, 65) “Rabb’in dilediğini yaratır ve seçer. Onların seçim hakkı yoktur! Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir ve şanı yücedir” (Kasas, 68) “Yoksa insan, umduğu her şeye sahip mi olacak? Oysa ahiret de dünya da Allah’ındır.” (Necm, 24-25) Resulullah da –sallallahu aleyhi ve sellem- bu manada...

El-Muhkem Fi Şerhi'l Hikem

Resim
Kastamonulu Balıklızade Ahmet Mahir Efendi (1860-1922) tarafından şerh edilen El-Muhkem Fî Şerhi'l Hikem isimli eseri sadeleştirip yayına hazırlayan Selahattin Hacıoğlu Beyin kitaba yazmış olduğu önsözden: Yahya Efendi Dergahının son şeyhi Abdülhay Öztoprak Hazretlerinin (1884-1961) ders olarak okuttuğu ve tasavvufi hikmetlerin derin manalarının anlaşılır bir dille izah edildiği bu eser, Ergun Zekai Tamer Efendi Hazretlerinin emir ve himmetleri ile günümüz diline çevrilerek kısmen sadeleştirilmiş olup ilk kez baştan sona ve şerhleriyle birlikte Ümmet-i Muhammed'in istifadesine sunulmuştur. Temenni ederiz ki bu kıymetli eseri okuyup amel etmeye çalışanlar, kitapta geçen hikmetlerin manalarından azami derecede istifade ederler. 26. Hikmet: Ey mürid! Rabbin ile talep ettiğin şey yolunda gider, kolaylaşır. Nefsinle yapmaya kalkıştığın işler ise rast gitmez ve sonu hüsran olur. İzah : Buradaki talep, dini taleplerin ve mercii din olan dünyevi maksatların topun...

Onbirinci Saat

Resim
“Önemli olan Tanrı’ya içten inanmaktır gerisi önemsizdir” diye ilave ederler. Fakat bu “gerisi”  Tanrı’ya içten inancı imkânsız hale getirirse ne olacak? Onbirinci Saat Martin Lings Çev: Ufuk Uyan İnsan Yayınları

Dost

Resim
“Şunu biliniz ki, asıl korkulacak suç, görünen hatalarınızdan ziyade, kalbî günahlarınızdır. Korkacaksanız bunlardan korkun ve çekinin. Zira derinlerde gizli kalmış bu kötülükleri, tezine tasfiye edip temizlemezseniz, onlar bulundukları yer tefessüh ettirip, âkıbet çürütürler.” (s.57) * * * “Bir Hak kelamı yazılmış kağıdı yere düşürdüğün vakit, hemen uzanıp alıyor ve özür dilercesine öpüp başına koyuyorsun. Peki, ya kendin, ya sen? Sen ki insansın. Yaradan’ın isimlerine tecellî mahallisin. Şu halde, ruhunun da, vücudunun da dünya pislikleri ve pespayelikleri içine düşüp sürünmesine nasıl göz yumuyor, onu neden elinden tutup kaldırmıyorsun?” (s.82) Dost Sâmiha Ayverdi Kubbealtı Neşriyât

Sipehsalar Risalesi

Resim
Selçuklu kumandanı Feridun bin Ahmed hazretlerinin bizzat yazdığı Hazreti Mevlana’nın şahsiyetini tanıtan, velayet gücünü, menkıbelerini ve yakınlarını anlatan en sağlam belge niteliğinde bir eserdir. “Sipehsâlâr Menâkibi” veya “Sipehsâlâr Risalesi” olarak şöhret bulan bu kıymetli bir eser Farsça olup bir asır kadar önce büyük âlim ve mutasavvıf Ahmed Avni Konuk ve Mithat Behari Hüsami tarafından tercüme edilmişti. Bu tercümeleri bu günkü dile çevirip yayınlıyoruz. Sipehsâlâr Feridun ilim sahibi, kültürlü bir kimsedir ve kırk yıl Hazreti Mevlana’nın müritliğinde bulunmuştur. Pir'inden görüp işittiklerini bu kitapta toplamış, Sultan Veled Hazretlerinin bu notları inceleyip çok beğenmesi ve emri üzerine yazılıp çoğaltılmıştır. Eserde Hazreti Mevlana’nın özellikleri, düşünce ve davranışlarıyla ondan görülen kerametler anlatılmaktadır. Hazreti Mevlana’nın babası, hocası, yakın dostları ve halifelerinin de tanıtıldığı bu eser, aynı zamanda tasavvuf tabir ve terimleri hakkında açık...

Mevlana

Resim
Ölümü düğün gecesi (şeb-i ârus) olarak anlayan insana tesir edecek hangi güç vardır?  O güçlü, yenilmez insan, Mevlana’dır. Ölüme ve hayata, zamana ve tarihe yenilmeyen insan.  Ölümünün üstünden 700 yıldan artık zaman geçti. Ama o yaşıyor, anılıyor. İnsanlık, onun önünde saygıyla eğiliyor.  Dünyada ne kadar değişme olursa olsun, bundan böyle de, anılacak, insanlar hep önünde saygıyla eğilecek. (s. 7)  Sonunda devletlerini de kurdu müslümanlar. Irmakları Allah deyu deyu akan cennet bir ülke yaptılar Anadolu’yu. (s. 9)  Diğer şeyhlerin mektubatı, hep tasavvuf konularıyla dolu olduğu halde, Mevlana'mn mektuplarının daha çok şu ve bu hocanın Anadolu'nun bir şehrine tayın edilip gönderilmesi ricası şeklinde olmasının sebebi budur. Her büyüğün mektubu kendi zamanı ve şartlarına göredir. Halkın ihtiyacı neyeyse ona göre olur mektup. O vakit, halk, kendisini manen ayakta tutacak kişilere muhtaç olduğundan, Mevlana da, bu mektupları, daha çok yöneticilere adamlarının ...