Kayıtlar

Ibn Arabi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kış Hasadı

Resim
Tosun Baba, mehtaplı gecenin koynunda arabamızı dikkatli manevralarla sürerken, Muzaffer Efendi sohbete başladı: "Ayı ormanda yaşar ve bala bayılır. Arı kovanının kokusunu uzak bir mesafeden alabilir, bulduğunda pençesini kovana sokar ve balı çabucak dışarı çekmeye çalışır. Arılar dışarı hücum ederek ayıyı sokmaya başlarlar. Kızgın arılar ayının bedenini, pençelerini ve yüzünü sokarlar. Acıya rağmen ayı, balı almaya çalışmaya devam eder. Dili ve yüzü arı sokmalarından şişer, kabarır. Balın tadına âşık olduğu için ayı, bunca acıya tahammül gösterir. Dünya da seni böyle sokan arılara benzer. Burada acılar yaşayacaksın. Burada sorunların olacak. Ama Allah balı için hayat arılarının sokmalarına tahammüle değmez mi?  Akıllı ayı kovanı kaptığı gibi nehre atar. Arılar uçup gidince de kovanı alır ve balı çıkarır. Akıllı insan dünyada hayatın getirdiği acıları kabullenir, ama bu sıkıntılara düşüncelerinde herhangi bir prim vermez. Bedeninde de herhangi bir yer vermez. Bütün amelleriniz, be...

İbn Teymiye'ye Göre İbn Arabi

Resim
Tezimizi șöyle bağlayalım: Ibn Arabî ile Ibn Teymiye İslâm düşüncesinin iki mühim simasıdır. Asırları peşinden sürükleyen bir güçleri vardır. Bu kadar büyük hareketlerin ​  yönlendiricisi olmak sıradan bir iş değildir. Dolayısıyla bazı konularda insan olmaları sebebiyle hata yapmışlardır. Bazı görüş ve tesbitlerinde hata ile iç içedirler. Fakat hiçbiri de kafir değildir. Hiçbiri hatasız değildir. Dolayısıyla "taassub çukuru" her iki kanat için de sözkonusu olabilir. Ibn Arabî, düşüncesindeki vüs'at sebebiyle Müslüman olan olmayan düşünürlerin dikkatini çekerken İbn Teymiye de -önsözümüzde temas ettiğimiz gibi-çağdaş İslâmcı hareketlerin hemen hepsinin belli seviyede fikrî lideri durumundadır. Yedi sekiz asır önce yaşamış iki kişinin değer ve kıymetini bu hareketler herhalde tayin edebilecek güçtedir. Herkese hakkını vermek gerekir. (s. 166-167) İbn Teymiye'ye Göre İbn Arabi Mustafa Kara Dergah Yayınları

Ahadiyet, Tezhîbü'l Ahlak ve Mev'ize-i Hasene Risaleleri

Resim
Bu kitapta Ahadiyet, Tezhîbü'l Ahlak ve Mev'ize-i Hasene risaleleri yer alıyor. Ahadiyet Risalesi'nden: Eğer biri sual etse ve: “Sen yalnız Allah’ın var olduğunu, diğer bütün şeylerin yok olduğunu söyledin; ya bu görünen eşya nedir, biz hala bunları görüyoruz?” dese. Cevap veririz ki, bu söylenen söz, Allah’tan başka şey görmeyen içindir. Allah’tan başka şey görene ne cevabımız vardır, ne de sorumuz. Zira o kimse gördüğünden gayrı kimse görmez. Bir kimse ki nefsini bildi ve anladı Allah’tan gayriyi görmez. Bir kimse ki anlamadı Allah Teala’yı görmedi. Nitekim Hz. Peygamber: “Küllü inain yeteraşşehu bima fihi – Her kap içindekini sızdırır” buyurmuştur. (Aliyyül Kari, el-Esraru’l Merfua, hadis no:342, 346) Gerçekten bu hususu daha önce çok şerh ettik. Görmeyen, fehm etmeyen ve idrak etmeyenler için Kur’an-ı Azimde “Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da sapıktırlar” (En’am, 179) buyrulmuştur. Ulaşana bu işaret yeter. Ulaşmayan da ne eğitim ile, ne a...

Kitabu't-Tecelliyat

Resim
Muhyiddin Arabî Hazretlerinin eserleri, özellikle Kitabu't-Tecelliyat ve Kitabul'l Yakin kitapları sıradan kitaplar değildir. Tam kendisine ve ününe layıktır. Daha önce hiç basılmayan bu eser insanın istifade edebileceği, düşünce ufkunu açacak, derin bilgilere ulaştıracak konular içermektedir.  Bunun da kitabın her sahifesinde görmek mümkündür. Bu tecelliler ve yakin kitapları matbuu değil el yazmasıdır.  Tercümesi aslına uygun olarak yapılmıştır. Dikkatlice okunursa ufkunuzu açacak, sizleri maddenin zulmünden, nefis tuzaklarından kurtaracaktır. ( Arka kapak ) Hakk senden kalbini istedi, sana senin tamamını verdi. Sen de onu (kalbini) temizle. Huzurunda olduğunu, seni murakabe ettiğini bilerek ve korkarak ulula. Nitekim “Gündüz vakti senin için uygun bir meşguliyet vardır” (73 Müzemmil, 7) ayetiyle buna işaret edilmiştir. Sana yirmi dört saat vermiş, bundan farzların vaktini kendine tahsis etmiştir ki, bu da topu topu yarım saat eder. Sana diyor ki: Bütün vakitlerind...

İbn Arabi

Resim
Bu kitap, İbn Arabî'nin Hayatı, Üslubu ve Eserleri, Görüşleri ve İslam Düşüncesinde İbn Arabî’nin Yeri başlıkları altında dört bölümden oluşuyor. Birinci bölümünün sonunda (s.58) Asin Palacios’tan yapılan yersiz alıntı dışında güzel ve doyurucu bir kitap. Öz ve Kabuk İbn Arabî, Bayezid Bistami'nin ulemaya hitaben: "Ey şekilci âlimler siz bilgilerinizi ölülerden aldınız. Biz ise hep hayatta olan ve hiç ölmeyen Hak'tan aldık" dediğini kaydeder. İbn Arabî sorar: Sen bu ilmini kimden aldın? Cevap: Hocamdan. Sual: Hocan nerede? Cevap: Öldü. Sual: O kimden almıştı? Cevap: Kendi hocasından. Sual: Hocası nerede şimdi? Cevap: Öldü. İbn Arabî’nin ölünün ölüden aldığı ilim dediği işte bu nitelikteki rivayet ve ananevi ilimdir. Kendi ilmini ise: "Kalbim Rabbimden rivayet etti ki..." ifadesiyle dile getiriyor. Fusus'ta: "Veliler, bilgileri peygambere vahiy getiren meleğin aldığı kaynaktan alırlar" derken de bu noktayı anlatıyo...

Şeyh-i Ekber’in Kaleminden Bir Sûfi’nin Portresi

Resim
Dr. Ali Vasfi Kurt’un kitaba yazdığı önsözden: Şeyh-i Ekber’in bu eserinin önemine gelince: üçüncü asrın en büyük sufilerinden olan Zunnûn gibi gizli bir yıldızın, yine yedinci asrın en büyük sufisi olan İbn Arabi tarafından, gerçekte bir süpernova (el-Kevkebu’d-Durrî) olduğu keşfedilerek mercek altına alınması ve ince ayrıntılarıyla kendi yorum ve tecrübelerini de ekleyerek menakıbının yazılması, bilebildiğim kadarıyla İslam Tasavvuf Tarihinde ilktir. İbn Arabi, bu eseri meydana getirmiş olduğu kitabi ve şifahi kaynaklarda bulduğu menkıbelerin ve sözlerin hepsini aktarmamış, aksine çok özgün bir seçme yapmış ve gerek duyduğu yerlerde kısa ve uzun açıklamalarda bulunmuştur. Kevkeb’in de en önemli ve orijinal olan yönü de zaten burasıdır. Menakıp kitapları “Salihler anıldığında ilahi rahmet nüzul eder.” fehvasınca, ehlullulah neş’esini tadan, sufi zevkini meşrep edinen, muhibbi olan ve ayrıca bu alanda araştırma yapan uzmanların yastık kitapları mesabesinde olan eserlerdir. ...

Muhyiddin-i Arabi'den Altın Öğütler

Muhyiddin-i Arabi'den Altın Öğütler, Ali Dündar'ın İbn Arabi okumalarından altını çizdiği satır ve paragraflardan oluşan bir kitap. İktibas edilen metinlerin hangi kitaptan alıntılandığına dair dipnotlar da olsa daha memnun olacaktım. Ben de kitapta bir sürü yerin altını çizmeme rağmen kitabın 136. sayfasındaki cümle bana çok şey söyledi: "İbadetlere neş'eli olarak başla" Muhyiddin-i Arabi'den Altın Öğütler,  Derleyen: Ali Dündar , Kozmik Kitaplar

Allah Kimleri Sever

Resim
Ey Âdem! Allah da sana merhamet ediyor, zaten seni bunun için yarattı Allah insanın bedenini bileşik âlemdeki bütün hakikatlerden oluşturdu. Sonra feleklerin ve unsurlar âleminin güçlerini ona yerleştirdi. Böyle yapmasının gayesi, ruhsal feyzi kabul etmesini sağlamaktı. Ardından insana ruh üfledi. Böylece Allah’a hamd-ü sena etti. Fakat bu, nurun kendisine yayılmasından sonraydı. Söz konusu nur, insanın karanlık dehlizlerine [içine] yayılınca insan hapşırmış, hapşırınca Allah’a hamd etmiş, Allah da ona şöyle karşılık vermişti: “Ey Âdem! Allah da sana merhamet ediyor, zaten seni bunun için yarattı” (s.10) Bütün insanları sevmek bir insanlık görevidir Yetkinliğe ulaşmak isteyen bir insan kendisini bütün insanları sevmeye, onlarla dostluk kurmaya, onlara şefkat beslemeye, acımaya ve merhamet duymaya alıştırmak zorundadır. Çünkü bütün insanlar birbirleriyle ilişkisi olan tek bir aile gibidir.  İnsanlık  ortak paydası onları birleştirir. Hakk’ın kuvvetinin nişanı büt...

Endülüs Sufileri

Resim
Burada çevirisi yapılmış olan yaşamöyküsel portreler, 12. ve 13. yüzyılları arasında Müslüman İspanya’da ve bir kaçı da başka yerlerde yaşamış olan bazı Sûfi üstatların hayatları ve öğretileri ile ilgilidir. (Kitabın “Giriş” kısmından) Bu portreler İbn Arabi Hazretlerinin Ruh’ul-Kudüs (Kutsal Ruh) ve Durrah el-Fakirah (En Değerli İnciler) isimli iki eserinden alınmış. Fakat çeviri maalesef pek hoş değil...   Ebu El-Abbas Bin Tacah Verdiği her nasihati Kuran’da bulmak olasıydı. “Bilgi, her şeyin en üstünde olan Kuran’ın nurundan elde edilen bir nurdur. Nasıl bir lambadan başka bir lamba yakılırsa, bütün bilgi de nur üzerine nur olan Kuran’dan gelir. Evladım, Allah’a şükürler olsun ki nurumuzu O’ndan alabilelim diye bize Kendisi’nin göklerin ve yerin nuru olduğunu öğretti. Bu yüzden nurumuzu kendi gerçek kaynağında arayalım!” der ve daima, Kuran üzerinde derin biçimde düşünmeyi ve tüm bilgileri ondan edinmeyi önerirdi. (s.175) Ebu Abdullah El-Kazzaz Kordoba’dak...