Kayıtlar

Necip Fazil etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Reşahat

Resim
Tasavvuf hikmetleri ve Evliya menkıbelerinin iki ana eseri vardır: Biri, Mevlânâ Câmi Hazretlerinin "Nefahat", öbürü de Şeyh Safiyüddin Hazretlerinin "Reşahat" isimli kitapları... "Reşahat", asliyle sadeleştirdiğim bir nevi tercüme denemesi oluyor. Fakat öyle bir tercüme ki, müellifini benim Türkçem ve üslubuyla ifadeye davet eder gibi bir şey… (Üstadın yazdığı önsözden) * * * * * Hace Mevlana Arif Dikgerani müridlerine demişlerdir ki: - Bir insan yemek yerken her uzvu ayrı bir işle meşguldür. Ya kalbi neyle meşgul? Müridleri cevap vermiş: - Allah’ın zikriyle meşgul. Cevap vermişler: -Zikir bu yerde kelimeyle değildir. Sebepten müsebbibe gitmek, nimetten nimet vericiye intikal etmek suretiyledir. (s. 67) Hoca Ubeydullah Hazretleri: — Hoca Alâeddin [Gücdevani] bana dedi ki : «Sana talim ettiğimiz şeyler üzerinde çalış ve çalışmayı asla bırakma! Çalışmadan ele geçen şeylerin devam ve bekası olmaz!» Kaderde olan zuhur eder diye müride çalışmayı terk etmek doğ...

Vecdimin Penceresinden

Resim
O ki en büyüktür ve her şeyi kuşatmıştır, kuşatma aleti olan akıl tarafından nasıl kuşatılabilir? (s. 62) Kederin hakikati Allah'tan uzaklık, safanın hakikati Allah'a yakınlık, varlığın hakikati Allah'ta yok olmak, aşkın da hakikati Allah'ı sevmektir. (s. 80) Secde, kendimde sandığım, kendimin diye vehmettiğim şeylerin Sana iadesidir. (s. 87) Vecdimin Penceresinden Necip Fazıl  

Çöle İnen Nur

Resim
Keşke sahiden, ipek topuğunu bir kere öpebilmiş bir kum tanesi olsaydım. (s. 10) Ben bir şairim... San'ata, yalnız Allah’ı aramak, onun mahrem ülkesi meçhüller âleminin karanlıkları içinde rüyalardan daha zengin fener alayları tertiplemek ve eşyanın takındığı duvakları birer birer kaldırmak gâyesini biçtiğim gün, sanki boynumda "mutlak hakikat"ten bir kement sezer gibi oldum. Bu kement beni çekti ve senin önünde durdurdu: ​​ - Kapı burasıdır; bașka her kapı kapalı! Vaktâ ki, böyle oldu, sen benim her şeyim oldun. (s. 12) İzin ver; onu bir kere de ben anlatayım! İzin ver; herkesin, boyuna göre açıldığı bu ufuksuz denizde, sana yaklaşabilmek değil, fakat kıyılardan, gerilerden yâni kendimden uzaklaşabilmek mânasına bir kere de ben gücümü deneyeyim! Öyle ki, sahili kaybetsem, artık gerilere dönemesem ve sende boğulsam, işte o zaman aradığım hayatın eşiğine ayak basmış olurum. (s. 13) İnsan olarak, hürriyetini bulmak isteyen, hakikate esir olsun! Ve sen, benim için bizzat hak...

Cinnet Mustatili

Resim
Iztırap ve çile dolu bir fikir adamının hapishane hatıraları yer alıyor Cinnet Mustatili'nde. Zindandan Mehmed'e Mektup şiirini daha iyi anlamak isteyenler için başvuru kaynağı. Sabahın saat 10 u... Hapishanenin önundeyim. İçinde, unutulmuş insanların hayaletleri gezen bir ortaçag kalesi... (s. 7) Kapıları kırmak, camları zangırdatmak, toplantıları dağıtmak, uykudakileri dürtmek, hastaları doğrultmak, isçileri durdurmak, rüzgârı bekletmek, dalgaları dondurmak, mezar taşlarını tırmalamak, ve haykırmak istiyorum. Avaz avaz haykırmak ve herkesin beni deli sanacağı, şu basit, son derece basit sözü söylemek istiyorum “Allah var, daha ne istiyorsunuz? İşte size her an yeni, her derde deva, her gayrete mesned, ebedi haber! Allah var; fakat bizim ondan, yalnız sorulduğu zaman haberimiz var!. O da yok!.” (s. 38 -39) Bana bir dostum, gayet güzel mandalinalar getirmiş. Olduğu gibi duruyor. Bunlardan bir ikisini sağa sola verdim. Zevcem gittikten sonra da niçin Mehmed’e göndermedim...

O ve Ben

Resim
  Necip Fazıl, kendi hayatındaki manevi arayışı ve dönüşümü anlatır.  Üstadı Abdülhakîm Arvâsî ile tanışması, hayatının büyük kırılma noktası olur.  Eser, bir insanın benliğinden hakikate yönelişinin hikâyesidir.