Kayıtlar

Dostoyevski etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Karamazov Kardeşler

Resim
Altını çizdiğim satırların/paragrafların yanı sıra içerik (index) kısmını da aşağıda paylaştım. Kitabı okumamış olanlar o kısımda gözlerini kapasınlar ya da bakmasınlar :) Not: Altını çizdiğim satırları eklemeye devam edeceğim... İnsanları severdi Alyoşa: Öyle anlaşılyor ki, ömrünce inandı insanlara, gene de hiç kimse günün birinde ahmak, saf bir adam gözüyle bakmamıştır ona. Davranışlarında insanları yargılamak istemediğini, onları suçlamak görevini üzerine almaya yanaşmayacağını, ne olursa olsun onları suçlamayacağını belirten bir şey vardı. Hatta çoğunlukla pek üzülüyorsa da, kimseyi suçlamadan, her şeyi hoş karşılıyordu sanki. Üstelik bunda o denli ileri gitmişti ki, hiç kimse şaşırtamaz, ürkütemez olmuştu onu. (s. 40) Hiç kin tutmazdı. Bir saat sonra, ona hakaret eden arkadaşının ortadan sorduğu bir soruya hemen atlarak yanıt verdiği, ya da kendisinin gidip, aralarında kötü hiçbir şey geçmemiş gibi içtenlik, sevgi dolu bir tavırla onunla konuşmaya başladığı olurdu. Hem bunu, kendi...

Suç ve Ceza

Resim
Suç ve Ceza'yı üç kez okudum, ortalama 6-7 yılda bir. Yine de okurum. Dostoyevski'nin başyapıtlarından biri. Şule Yayınlarından Mehmet Ali Özkan Bey'in tercümesi gayet güzel. Kitabın sonunda Raskolnikov'un gittiği yerlerle ilgili harita da var. Ayrıca yine kitabın sonunda romanla ilgili tahlil ve eleştiriler de yer alıyor. Altını çizdiğim satırların/paragrafların yanı sıra içerik (index) kısmını da aşağıda paylaştım. Kitabı okumamış olanlar o kısım da gözlerini kapasınlar ya da bakmasınlar :) Ayrıca Suç ve Ceza'yı 3. kez okurken başıma gelenleri merak ederseniz Kitaplarıyla Gizli Gizli Bakışan Adam yazımı da okuyabilirsiniz :) "Şu işe bak, hem bu kadar korkunç bir iş tasarlıyor olayım, hem de böylesi beş para etmez bir şeyden korku duyayım." diye düşünerek, tuhaf bir şekilde gülümsedi. "Hımm... evet... insan dünyanın kaderini ellerinde tutar da, yine, sırf korkaklığı yüzünden, kendini olayların akışından kurtaramaz —gün gibi aşikar bir gerçek bu.. . ...

Ezilmiş ve Aşağılanmışlar

Resim
Sabahtan beri dolaşmıştım ama istediğim gibi bir yer bulamamıştıın. Tek oda bile olsa, ayrı bir daire olsun istiyordum. Sonra, geniş -elbette kirası da az- olmaydı. Dar yerde kişinin düşüncelerinin de daraldığını anlamıştım. Yazacağım öyküleri düşünürken odanın içinde bir aşağı bir yukarı dolaşmayı severim. Sırası gelmişken söyleyeyim: Öykülerimi yazmaktan çok, onlar üzerinde düşünmek, hayal kurmak hoşuma gitmiştir her zaman. Doğrusu, tembelliğimden değildir bu. Peki ama nedendir öyleyse? (s. 9) Coşkun umutlarla, hayallerle, çalışma tutkusuyla geçirdiğim uzun geceler mutluydum... yakınlarımmış gibi benimsediğim, gerçekten ayırt edilemeyen yarattığım kişilerle, hayallerimle geçirdiğim geceler... Kahramanlarımla güler, gene onlarla acı çekerdim. Zavallılar ağlarken benim de gözyaşı döktüğüm olurdu... (s. 31) Bir oturuşta okudum onlara romanımı. Çaydan hemen sonra başlamıştık, kalktığımızda saat gecenin ikisiydi. İhtiyar başta biraz ekşitmişti yüzünü. Yüce, belki kendisinin bile anl...

İnsancıklar

Resim
Bu sabah bir tarla kuşu gibi şen kalktım. Ne güzel bir sabahtı sevgilim! Penceremiz açılmıştı; güneş pırıl pırıldı; kuşlar cıvıldaşıyordu; hava bahar kokularıyla doluydu ve tüm doğa yaşama dönüyor gibi görünüyordu; her ne varsa doğayla uyum içindeydi ve bahara ayak uydurmak için yerli yerindeydi herşey. (s. 9) Sonra düşündüm ki Varinka, endişe ve korku içinde yaşayan biz insanlar, kuşlarla benzer mahlukatın kaygısız ve masum mutluluğunu kıskanmalıyız. (s. 10) Hatıralar mutluluk verici ama hatırlamak kederlendiriyor. (s. 19) Bir sürü kitabı vardı, pek ender bulunan pahalı kitaplardı bunlar. Para karşılğında başkalarına da ders verirdi, cebi para görür görmez de hemen gidip kitaba yatırırdı. (s. 40) O an, kitapların ağırlığından neredeyse kırılacak hale gelmiş uzun raflara kıskançlıkla baktım. Öfke, sıkıntı ve taşkınlığa yenik düşerek kitaplarının tümünü en kısa zamanda okuma arzusuna kapıldım. (s. 47) Ağırlaşan, hastalanan, yorulup kederle dolan kalp, hatıralarla...

Kumarbaz

Resim
İşte ideal dedikleri budur, kurbanın ölüme götürülürken bile sevinmesi (s. 31) Des Grieux bütün Fransızlar gibiydi, yani gerektiğinde, çıkarı da olduğu zamanlarda nazik ve neşeli, ama nazik ve neşeli olma zorunluluğu olmayınca da inanılmayacak kadar sıkicı. Bir Fransız nadiren doğal olarak nazik davranır; onun nezaketi genellikle hesaplıdır ve bir hile içindir. Mesela romantik, özgün, gösterişli görünme ihtiyacı duyarsa, kendisini hemen en basmakalıp, en bayağı fikirlerle ifade etmeye başlar. Bir Fransız doğal hâliyle en kaba, en bayağı, en önemsiz özellikler yığınıdır, yani dünyanın en sıkıcı yaratığıdır. Sadece acemiler, özellikle de Rus kadınları Fransızların büyüsüne kapılabilir. Makul her insan bu hesaplanmış, bayat salon nezaketinin, serbestliğin ve neşenin katlanılmazlığını hemen fark eder. (s. 53-54) Bazen en çılgın, en imkânsız görünen fikir kafanızda öyle kuvvetli bir yer edinir ki, öyle veya böyle gerçekleşeceğini zannedersiniz... Dahası bu düşünce şiddetli, güçlü bir ...

Ölü Evinden Anılar

Resim
Parmaklıklardan her bakışınızda, hep aynı surları, aynı nöbetçileri ve aynı gökyüzü parçasını seyrederek yılların geçeceğini düşünürdünüz. Her defasında da onun hapishane üzerindeki değil de, başka yerlerdeki uzak ve özgür bir gökyüzü olduğunu düşlerdiniz. (s. 17) Hapishane, dışarıdan çok farklıydı ve bu dünya bize aitti. Kendimize göre kurallarımız, giysilerimiz, davranışlarımız, geleneklerimiz vardı. Burası, dünyada bir eşini daha göremeyeceğiniz hayatların sürdürüldüğü, adeta yaşayan ölülerin bulunduğu bir evdi. Burada, çok özel insanlar vardı. İşte size anlatmaya koyulduğum da hapishanenin bu özel tarafıdır. (s. 18) İnsanoğlu öyle bir varlıktır ki, zamanla hayatta her şeye alışır ve bu, onun en iyi tanımıdır. (s. 20) Bir dakika bile yalnız kalmaya fırsat bulamamanın ne kadar berbat ve ıztırap verici bir durum olduğunu size asla tarif edemem. (s. 22) Burası, ruhların karanlık gecelerde hayat bulduğu bir cehennemdi sanki. (s. 25) Birbirlerine öyle müthiş bir ustalıkla söv...

Beyaz Geceler

Resim
Bu paragrafı defalarca okudum/okuyorum. Harika bir anlatım. Beni mest ediyor.. Değerli okuyucum, o gece öylesine güzeldi ki, böylesini sadece gençliğimizde görebiliriz! Gökyüzünün aydınlığına, yıldızların ışıltısına bakıp da, "Böyle bir göğün altında insan nasıl olur da öfkelenir, hırçınlaşabilir?" diye düşünürsünüz. Ama bu düşünce de yalnızca gençler içindir, değerli okuyucum, hem de çok gençler için. Umarım, sizin de gönlünüz uzun süre genç kalır. [s.9] BEYAZ GECELER Dostoyevski Türkçesi: Samed Karagöz Şûle Yayınları