Kayıtlar

İdeal Öğretmen

Resim
1880'li yıllarda Moskova Üniversitesi´nin bütün profesörleri, öğrencileri ve Moskova´nın aydınlar grubu, büyük bir şaşkınlık yaşıyorlardı. Çünkü tanık oldukları şey, o güne kadar görülmemiş bir şeydi... Üniversitenin en genç Matematik Profesörü S. A. Raçinski, Üniversitedeki kürsüsünden istifa edip ayrılmış, Rusya´nın Smolenska Eyaleti´nin Tatevo Köyü´nde öğretmenliğe atanması için, Eğitim Bakanlığı´na bir dilekçe vermişti. Bilim dünyası onunla övünürken ve bir çok Matematik bilgini ondan önemli buluşlar beklerken, bu genç profesör, kendi arzusu ile üniversitedeki eğitim ve öğretim çalışmalarına son veriyordu. Herkes, "Ama neden?" diye büyük bir merak ile soruyordu. Raçinski ise, bu sorulara tek bir cevap veriyordu: "Bir köyde, sıradan bir köy öğretmeni olmak için!.." (Arka Kapak) "Fakat, eğitim görmemiş, aydınlatılmamış ve yetiştirilmemiş olan milyonlarca insanı, bundan sorumlu tutmak doğru mudur? Hiç şüphesiz bu bir millet için en büyük felakettir. ...

Ahadiyet, Tezhîbü'l Ahlak ve Mev'ize-i Hasene Risaleleri

Resim
Bu kitapta Ahadiyet, Tezhîbü'l Ahlak ve Mev'ize-i Hasene risaleleri yer alıyor. Ahadiyet Risalesi'nden: Eğer biri sual etse ve: “Sen yalnız Allah’ın var olduğunu, diğer bütün şeylerin yok olduğunu söyledin; ya bu görünen eşya nedir, biz hala bunları görüyoruz?” dese. Cevap veririz ki, bu söylenen söz, Allah’tan başka şey görmeyen içindir. Allah’tan başka şey görene ne cevabımız vardır, ne de sorumuz. Zira o kimse gördüğünden gayrı kimse görmez. Bir kimse ki nefsini bildi ve anladı Allah’tan gayriyi görmez. Bir kimse ki anlamadı Allah Teala’yı görmedi. Nitekim Hz. Peygamber: “Küllü inain yeteraşşehu bima fihi – Her kap içindekini sızdırır” buyurmuştur. (Aliyyül Kari, el-Esraru’l Merfua, hadis no:342, 346) Gerçekten bu hususu daha önce çok şerh ettik. Görmeyen, fehm etmeyen ve idrak etmeyenler için Kur’an-ı Azimde “Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da sapıktırlar” (En’am, 179) buyrulmuştur. Ulaşana bu işaret yeter. Ulaşmayan da ne eğitim ile, ne a...

Beyaz Geceler

Resim
Bu paragrafı defalarca okudum/okuyorum. Harika bir anlatım. Beni mest ediyor.. Değerli okuyucum, o gece öylesine güzeldi ki, böylesini sadece gençliğimizde görebiliriz! Gökyüzünün aydınlığına, yıldızların ışıltısına bakıp da, "Böyle bir göğün altında insan nasıl olur da öfkelenir, hırçınlaşabilir?" diye düşünürsünüz. Ama bu düşünce de yalnızca gençler içindir, değerli okuyucum, hem de çok gençler için. Umarım, sizin de gönlünüz uzun süre genç kalır. [s.9] BEYAZ GECELER Dostoyevski Türkçesi: Samed Karagöz Şûle Yayınları

Kafka

Resim
Kafka umutsuz biri değil, bir görgü tanığıdır; bir devrimci değil, bir yol göstericidir. Kafka’nın yapıtı onun dünya karşısındaki tavrını dile getirir. Bu yapıt soluk bir kopya olarak da ütopyacı bir muhalefet olarak da görülemez. Ne dünyayı yorumlamak ne de onu değiştirmek gibi bir niyeti vardır. Yalnızca bu dünyanın yetersizliğine ve aşılması gerektiğine parmak basmaktadır. [s.10–11] * * * Bir Köpeğin Araştırmaları ’nın kahramanı “Araştırmalarımda gerçekten tek başıma mıydı?” diye soracaktır. Dava ’nın kahramanı ise “Kendi adıma değil, onların adına konuşuyorum” diyecektir. Çin Seddi ’nin kahramanı da “Büyük kalabalığın sözcüsüyüm ben” diye açıklar. Şato ’nun kadastrocusu, uyandırdığı kuşku ve korkuya rağmen, köy sakinlerinin de onayladıkları ve ümit ettikleri bir talebin sözcüsüdür. Dava ’nın son sayfasında Jozef K’nın öldürüldüğü sahnede, “Aniden parlayan bir ışık” gibi açılan bir pencereden bir adam hükümlüye bir işaret gönderir. Bunun üzerine Kafka şunları söyleyecektir: “Ki...

Karanlıktaki Adam

Resim
O noktada Noriko daha fazla dayanamayıp ağlamaya başlar, gözyaşları sel gibi avuçlarına dökülür – onca zaman sessizce acı çekmiş olan bu genç kadın, iyi biri olduğunu reddeden bu iyi kadın; sadece iyiler kendi iyiliklerinden kuşku duyarlar, onları iyi yapan da budur zaten. Kötüler iyilik yaptıkları zaman bunu bilirler, iyiler ise hiç bilmezler. Ömürlerini başkalarını bağışlayarak tüketirler, ama kendilerini bir türlü bağışlayamazlar. [s.74–75] Betty kalbi kırıldığı için ölmüştü. Kimileri bunu duyunca gülüyor, o da dünyanın gidişatı hakkında hiçbir şey bilmemelerinden. İnsanlar kırık kalp yüzünden ölürler. Bu her gün olur, sonsuza kadar da böyle olmaya devam edecek. [s. 83–84] Karanlıktaki Adam’a dair köşe yazıları: Yazarın Eleştirmenle, Amerika’nın Amerika’yla Savaşı - Zeki Coşkun [ oku ] Düş ile Gerçeğin Varlık Savaşı - Metin Akyüz [ oku ] Savaş, Yuvasına Döner - Erkan Canan [ oku ] Paul Auster'ın Karanlıktaki Adamı - Milliyet Gazetesinden [ oku ] Karanlıktaki Adam - De...

Seyahat Sanatı

Resim
Sanatçı ve filozofların rehberliğinde tefekkürün mavi ufuklarına yolculuk yapmak isterseniz Alain de Botton'un Seyahat Sanatı'nı okuyabilirsiniz. Gerçek deneyimlerin dünyasında endişelerle dolu bir gelecek, içinde olduğumuz an'ı gölgeler. Estetik öğelerden alacağımız haz, zihnimizi bulandıran fiziksel ve psikolojik taleplerin insafına kalmıştır. (s.31) Yolculuklar düşüncelere gebedir. Hareket eden bir uçak, gemi ya da tren kadar bizi kendimizle konuşmaya sevk eden pek az yer vardır. Önümüzdeki manzarayla aklımızda gelip giden düşünceler arasında garip bir bağıntı vardır: geniş düşünceler geniş manzaralara yeni düşünceler yeni mekanlara ihtiyaç duyar. (s.62) Yüce yerler, sıradan yaşamın bize her gün acı bir biçimde öğrettiği dersi, daha büyük terimlerle yeniden ifade ederler: evren bizden kudretli, biz de evren karşısında aciz ve geçiciyizdir, yapabileceğimiz tek şey, arzularımızın kısıtlandığını ve bizden daha büyük olgular karşısında boynumuzun bükük olduğunu kabul ...

Semaver

Resim
Trifon için ne yaşayan insanlar, ne çiçekler, ne akarsular mavi gözlü arkadaşlar bir mana ifade ederdi. Yalnız bu önüne, gözlerinin içine serilen ve üzerine arka üstü yattığı zaman büyük güverteleri, boş yelkenlileri, güneşin içinde madenleri ve boyaları uçan vapurları düşünebildiği deniz ona, ciğerlerine çektiği havanın kıymetini, açıkçası yaşamanın zevkini ve lezzetini verirdi. Ondan ötesi boş, ıssız manasızdı. Toprak, kendisine yelkenlerini yapmak için kereste, çekiç ve keser verdiği için biraz bir şey benzerdi. Trifon toprağı sevmez; ona hürmet ederdi. Çünkü birçok sevdikleri orada, onun altında, aklın durduğu bir yerde yaşıyorlardı. Fakat toprağın üstünde koşan, onun üstünde beş on para kazanmak kaygısı ile dönüp dolaşan insanlar ne tuhaf mahluklardı. Ve denize bir dakika durup bakmaya vakitleri olmadığını söyleyen bu insanlar ne zevksiz mahluklardı. Bu mektebe giden ufak çocuklar, denizin karşısında mektebi unutup bir gün, bir gece düşünceli kalamazdı. Dersler deniz kadar güzel; ...