Kayıtlar

Tahrir Vazifeleri

Çoğu kimse beğenmese bile dünyanın katılığını yerliyerinde sayar, öyle saydığından dolayı da dünya karşısında gerektiğini düşündüğü katılığı gösterir. Sen ve ben çoğu kimse değiliz. Demek ki çoğu kimsenin durumu bize uymaz. Dünyada rahatlık aramıyoruz, dünyanın katılığını olağan karşılamıyoruz ve bu katılığa katılıkla cevap vermek gerektiğini düşünmüyoruz. O halde dünyada rahatlık aramıyoruz diye eziyeti onayladığımız söylenebilir mi? Dünyanın katılığına katılıkla cevap vermeyeceğimize göre yumuşaklık gösterip ezilmeyi mi kabullendik? Yenilmeyi göze mi aldık? İşte diyalektik tuzağı. Sen ve ben bu tuzağa yakalanmadığımız kadar insanız. Çoğu kimse bu tuzağa düştüğü için insanlığından uzaklaşıyor. Diyalektik düşünce birbirine zıt iki tarafı gösteriyor. Katılık ve yumuşaklık gibi. Oysa insan olmak iki zıt taraftan birine ait kalmakla mümkün değil. İnsan demek ünsiyet sahibi olabilen, ünsiyet kurabilen demek. Tıpkı seninle benim kurduğum ünsiyet gibi, birçok ünsiyetin ürünüdür insan. İn...

Su Üstüne Yazı Yazmak

Resim
Hazreti Şeyhi Ekber Muhyiddin İbn Arabi'nin yoluma çıkardığı ince gönüllü derviş: Muhyiddin Şekûr İslâm'a ve İslâm tasavvufuna yönelmemi, bütünüyle, bir tek kaynağa, Hazreti Şeyhi Ekber Muhyiddin İbn Arabi'ye borçlu olan biriyim. Onun 1981'de okuduğum Füsusü'l Hikem'i, geleneğin sırlı kapısından girip şiir dolu bir âleme adım atmama vesile olmuştu. Yine Hazreti Şeyh-i Ekber'in eşsiz himmetiyle, derece derece ilerleyen Füsûs okumaları sayesinde, tam onsekiz yıl boyunca pençesinde kıvrandığım ağır bir sinir hastalığından bütünüyle kurtuldum. Hem imâna hem şifâya kavuşmama himmet eden Hazreti Şeyh, bir çok başka güzelliklerin yanısıra, New York'ta ikamet eden bir Rufaî dervişi, sevgili dost Muhyiddin Şekûr'la ve onun güzel kitabı ’Su Üstüne Yazı Yazmak’ ile tanışmama da bizzat vesile oldu. (Ayşe Şasa) Kalbini dinle, o sana asla haram şeyler fısıldamaz. Her yaptığını önce Allah'ın rızası için yap. Unutma ki O'nu bulunca herşeyi bulur, O...

Neyi Kaybettiğini Hatırla

İnsanlar arasında çıkar bağı değil de gönül bağı varsa, her biri muhatabını korumayı gözeterek davranacaktır. Bu yüzden taraflar arası ilişkilerin dengeli ve eşit olmasını istemeyecek ve bilakis dengeyi ve eşitliği karşısındaki lehine bozmaya çalışacaktır. Karşısındaki mi dedim? Dil sürçmesi. Gönül bağı ile bağlı insanlar bağlandıklarını karşılarında görmezler. Hatta onu kendilerinden ayıramazlar bile. Gönül bağı ortadan kalkabilir bir bağ değildir. Çünkü gönülden bağlı olanlar nasıl, ne sebeple ve hangi şartlar altında bağlı olduklarını bilmezler. Bağlılıklarını bir usule bağlamış olsalardı, her usulsüzlük bu bağı çözerdi. Bağlarının bir sebebi olsaydı, o sebeple birlikte bağ da kaybolurdu. Belli şartlarda gönül bağı tesis edilebilseydi, o şartlara hakimiyetle gönüllere hakimiyet mümkün olurdu. Halbuki gönül bağı çözülmez çünkü gönlün nereden bağlı olduğu bulunamaz. (s. 26) Neyi Kaybettiğini Hatırla İsmet Özel Şûle Yayınları

Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı

Resim
- Ee, mirim, size söylemiştim; ya hanım, ya kitap; birini tercih edeceksiniz. - Olmuyor efendim, olmuyor. Birini tercih etsem ötekisi darılıyor. - İki evli oldunuz yani. - Tam buyurduğunuz gibi. Geçende beni âdeta tehdit etti. İskender Bey yapmacık bir merakla: - Ya! Olacak şey değil! - Oldu efendim, inanın oldu. Ellerini beline koyarak: "Bana bak Kazım Efendi, ya ben, ya kitapların, seçimini yap" dedi ve çekildi. - Ne yaptınız? - Ne yapabilirim efendim? Hanımdan korkmayan mı var. Bu yaşta yalnız kalmak zor. E, kitaplara da kıyamıyorum. - Çözüm! - Çözüm şöyle efendim. Hanıma göstere göstere bazı kıymeti kalmamış kitapları, laf aramızda benimkileri de peyderpey tasfiye ediyorum. Her hafta büyücek bir paket fakan. - Ee, inandı mı hanım? Adam keyifleniyor: - İnandı, inandı. İnanmakla kalmayıp bana mükafat olarak bir mantı yaptı ki, parmaklarınızı yersiniz. - Oh, oh! İş tatlıya bağlanmış, neyse. İskender Bey bu tatlı sohbeti dikkatle dinlemekte olan Sami'ye d...

The Godfather

Resim
Artık filmlerden de altını çizdiğim satırlara yer vereceğim. Baba'dan güzel bir söz: Çünkü ailesine zaman ayırmayan bir adam, asla gerçek bir adam olamaz. THE GODFATHER - I (1972) Yönetmen : Francis Ford Coppola Roman : Mario Puzo Senaryo : Mario Puzo, Francis Ford Coppola http://www.imdb.com/title/tt0068646/

Kağıt Helva

Resim
Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir. [s.11] İnsan ilk defa gördüğü birine ilk defa görüyormuş gibi bakmalı. Daha evvel gördüklerine bakar gibi değil. Yani her yeni insan bir muamma demek; bilinmeyen bir şeyler var orada. Yeni yürümeye başlayan çocuklar bunu bilir. Böyle bakarlar işte her şeye, hayretle. [s.32] Dışadönük, kendini beğenmiş insanlara kıyasla içekapanık ve mütavzı insanların parıltısı daha azdır belki. Ama böyleleri oksijen gibidir. Varlıkları hemen anlaşılmasa da yokluklarında nefes almaz zorlaşır. [s.38] Sakın ola hor görme Pinhan, canları hor görme. Bak bu gayb alemine, bir kendini gör. Bak kendine, cümle mahlukatın özünü gör. Devri tamam olan gelir, devri tamam olan gider. Gelen gidende saklıdır; giden gelende saklı .[s.65] Rüyaları hep kadınlar arşivler. Ta genç kızlığında gördüğü rüyayı bir kenara not etmek, kız kardeşinin hamileyken gördüğü bir rüyayı bugün hala hatırlıyor olmak ve rüyalar üzerinden birbiriyle temasa geçmek kadınlara...

Saklı Lezzetler

Resim
Yaşamak yazmakla çelişiyormuş gibi görünüyorsa üstesinden nasıl gelinir? Bunu çok düşündüm. Gerçekte hiçbir çelişki olmadığının farkına varıncaya kadar düşündüm. Yaşamın yerini yazın alamaz, yazının yerini de yaşam. Bu çelişkiye ancak biri diğeri uğruna reddedilirse düşülebilir. Hayatı seven, yazını küçümseyemez, yazını seven de hayatı. Okumak aynı zamanda yaşamaktır; okuyarak yaşamak ve yaşamı okumak. Kendini okumayla sınırlandırmak sanatın yaşamsal gücünü , yani yaşantıyı reddetmektir. Çünkü yapıtın hem beslendiği kaynak hem de hedefi olan yaşam, yapıta kadar süren, yapıttan sonra devam eden "öbür ses"tir. Kişisel tarihimizin bazı anlarında bu iki yönden birini ihmal etmişizdir. Ya yazına odaklanarak yaşamı ihmal etmişizdir ya da yaşama kapılarak deneyiyimimizi yazında ifade etmeyi. Bu sonuca vardığımda rahat bir nefes aldım. Doğru açıdan bakıldığında metinler hala yaşamsaldı; yeni bir bakışla ele alınmaya değiyordu [s.9-11] SAKLI LEZZETLER -Mutfağa Felsefi Bir Yaklaş...