İletişim Donanımları

Kişinin iç dünyasında düşündüğü, hissettiğiyle dışarıya karşı gösterdiği, söylediği duygu ve düşünceler arasındaki fark, onun yaşamındaki önemli bir stres kaynağını oluşturur. İç dünyasını, yani gerçek duygu ve düşüncelerini ifade edebilen bireyin, iç dünya dış dünya farkı pek yoktur. Bu nedenle bireyin yaşamında varoluş stresi azdır. Bu bireyin yaşamında can yalnız değildir.

Kendi hayatını yaşayabilmek önemlidir. İnsanın içinde olduğu tüm yaşam çabasına, kendi hayatını yaşayabilme çabası adı verilebilir. Biri için, "Özgün bir yaşamı var," dediğimizde, anlatmak istediğimiz budur: Bu kişi, iç dünyasında düşündüklerini ve hissettiklerini sözlerinde ve davranışlarında yaşayabilmektedir. Bu düşünce ve davranışlara sahip kişiye, özgün insan deriz.

Özgün insanın yaşamında stres azdır.

Özgün yaşamı olmayan insan, iç dünyasında hissettikleri ve düşündüklerini davranışına yansıtamaz; bu insanın söyledikleri ve yaptıkları kendi iç dünyasından değil, başkalarının ondan beklentilerinden kaynaklanır. Bu kişi başkalarının kendisinden duymak istediklerini söyleme zorunluluğunu hisseder; onların görmek istediklerini yapar. Onun yaşamında sosyal yüz baskındır ve can geriye itilmiştir; yalnızdır. (s. 78-79)



İç huzura sahip olmak ve kendiyle barışık yaşamak, kişinin sağlığının temelidir. (s. 80)


Bir işyerinde insanlar iç dünyalarını paylaşabiliyorsa o işyerinde açık iletişim vardır. Açık iletişimin olduğu işyerinde güven yüksek, varoluş stresi düşüktür. (s. 81)


İki insan birbirinin farkına varınca, iletişim başlar ve can, otomatik bir biçimde iletişim ortamında beş soruya yanıt arar. Bu sorular bizim insan oluşumuzdan kaynaklanan, her biri bir gereksinmeye karşılık olan sorulardır. Bir başka deyişle, insanoğlu varoluşunu bu beş soruyla ilişkiler içinde tanımlar.


Bu sorular bilinçli olarak değil, sezgisel olarak varlığını hissettirir; kişi bu soruların yanıtını aradığını bilinçli olarak değil, ancak sezgi yoluyla hisseder.


İletişim ortamında can'ın sezgisel olarak sorduğu beş soru şunlardır:

1- Kaale alınıyor muyum? Beni umursuyorlar mı?

2- Kabul ediliyor muyum? Beni olduğum gibi, yargılamadan kabul ediyorlar mı?

3- Değerli miyim? Beni vazgeçilmez ve eşsiz olarak görüyorlar mı?

4- Yeterli miyim? Beni becerikli, bir şeyler yapabilecek güçte görüp yapabileceğime güveniyorlar mı?

5- Sevilmeye layık mıyım? Beni ben olduğum için özleyip, benimle zaman geçirmek istiyorlar mı?


Her bir soru, varoluşun bir boyutunu belirtir. İletişim ortamında birey, beş varoluş boyutunda kendi varoluşunu tanımlar. Bu boyutlara, varoluşun beş boyutu adını veriyorum ve kısaca 5VOB olarak gösteriyorum.


Değişik ortamlarda ve zamanlarda varoluş boyutlarından bazıları daha çok önem kazanabilir. Örneğin, yeni tanıştığınız kişiler arasında 'kaale alınma, umursanma' daha baskın iken, çalıştığınız işyerinde 'güçlü ve güvenilir' olarak algılanmak daha önemli olabilir. Genel olarak yaşamda, bu boyutların hepsi bizim iç dünyamızı, kendimizi ve diğerlerini algılamamızı etkiler. (s. 87-88)



İletişim Donanımları
Doğan Cüceloğlu
Remzi Kitabevi 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hz. Muhammed’in Liderliği

Râvi

Kibrit-i Ahmer'in Peşinde