Allah’a Yakınlığın Dereceleri
Namazda iken nefsi konuşan kimse yakınlık bakımından farzını eda ediyor değildir. Hüküm bakımından ise o namazını eda etmiştir, namazı tekrar etmekle yükümlü değildir. Hüküm, insanların geneli (amme) içindir. Yakınlık ise Allah'ın has kulları (hassa) içindir. Kim yakınlığı istiyorsa ona ancak namazda nefsinin konuşması kesildiğinde ulaşır. Allah'a yakın kimsenin (mukarreb), diliyle Rabbine yalvarıp yakardığı halde kalbiyle gafil olması imkansızdır. Böyle bir şeyi ancak yakınlığın ne olduğunu bilmeyen cahil bir kimse söyler. (s. 10)
Hakiki şükre gelince, şükür bir şeyin açılması, örtünün kalkmasıdır. Sözlükte șükretmek fiiliyle ilgili olarak "herhangi bir şeyi açtı, mesela ağzını açtı yani dişlerini gösterdi" denilir. O halde şükür, kalp gözünün görülünceye kadar açılmasıdır. Şükür, insanın eşya hakkındaki acizliğini görmesidir. Şükrün hakikati budur. (s. 16)
Kalbin tutkusu Rabbinin yüzünedir. (s. 56)
Allah bizi hiç kimseye benzemeyen harikulade bir biçimde yaratmıştır. Çünkü O bizi bize olan sevgisinden, bizimle olan sevincinden dolayı yaratmıştır. (s. 58)
Kim O'na hizmet ederse, işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar. Onlar için içlerinde ebedi kalacakları adn cennetleri vardır. Allah onlardan razıdır, onlar da Allah'tan razıdırlar. (s. 59)
Kalp, ancak iffetten dolayı yumuşar. Çünkü şehvet sıcaktır, kalbi kurutur. Böylece sert ve katı bir hal alır. İffetli olduğu zaman ise eğilir. Kalp, Allah için olduğunda sahibi de onu Allah için tutar. Rabbimiz, varlığını arşın üzerinde göstermiştir. Buradaki varlığını ise bu gibi kalplerde göstermiştir. Çünkü bu kalp onun katındaki arşa ulaşan bir yoldur. (s. 65)
Kuran'da "Güzel bir söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir" (İbrahim 14/24) demiştir. Kök, kalpteki imandır. Niyet ise o imanın göğe uzanan dallarıdır. Amel ise yenilmek için olan şeydir, meyvedir: "Bu ağaç, rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir" (İbrahim 14/25). (s. 72)
Bir amel, kendisinden öteye geçmez. Başka bir ameli düzenleyip şekillendirmez. Niyet ise farklı ameller düzenleyip, şekillendirir. Amelin karşılığı cennettir. Niyetin karşılığı ise Allah'a yakın makamlardır, bu makamların sahibi olmaktır. (s. 72)
Kim arzuları Allah'la birlikte tadarsa, dünya afetlerinden selamete ererse, Allah'a yönelmesine karşılık bu arzulardan aldığı haz kat kat artar. O kimse nefsinden yüz çevirir ve dünyayı Allah'ın sevgisiyle bir hediye olarak değerlendirir. (s. 94)
"Bismillah" sözünün hakikati hakkında sordunuz. Dünyanın bir zehri vardır. Çünkü dünya, Allah'tan alıkoyan arzulardır. "Bismillah" sözü, zarar vermemesi için bu zehri alır. Bu söz dünyanın panzehiridir, çiçeğidir. (s. 95)
Sen, bir de "Ne mutlu o gariplere!" sözü hakkında sormuştun. Onlar, yapılması güzel olmayan şeylerin güzel, yapılması güzel olan şeylerin de kötü görüldüğü bir zamanda kaçıp dinlerine sığınmış olan, halk arasındaki garip kimselerdir. (s. 102)
***
Dipçe: Şükür, takva, kalp, niyet vb kavramların açıklandığı, nefis tezkiyesi yolunda ufuk açıcı bilgileri haiz ve üzerinde düşünülerek okunması gereken kısa ve özlü bir eser.
Allah’a Yakınlığın Dereceleri
Hakim Tirmizi
Mütercim: Mehmet Zahit Tiryaki
Hayy Kitap
Yorumlar