Japon Yaşam Sanatı: İkigai
İkigai, hayatın zevklerini ve anlamlarını ifade eden Japonca bir sözcük; “İki” (yaşamak) ve “Gai” (sebep) sözcüklerinden oluşuyor. (s. 11)
Kodavari çevirisi güç bir kavramdır. Başka bir dile genellikle "sözüne bağlılık" ya da "ısrar" olarak çevriliyor. Ancak, belirli bir kültürel bağlamda gelişmiş birçok kavramda olduğu gibi, bunlar kelimenin asıl anlamını yeterince iletmekten uzak. Kodavari, bireyin sarsılmaz bir biçimde bağlı kaldığı kişisel bir standarttır. Her zaman olmasa da, kişinin genel olarak bağlı kaldığı kalite seviyesini ya da profesyonelliğini ifade eder; çoğunlukla ömrü boyunca sürdürdüğü bir tavır ve ikigai'nin temel bir unsurudur. Kodavari özü itibariyle kişiseldir ve bireyin yaptığından duyduğu gururun ifadesidir. Özetle kodavari, çok ufak detaylara olağanüstü özen gösterdiğiniz bir yaklaşımdır. İkigai’nin beş ayağından Kodavari, ufaktan başlamak olan ilk ayaktır ve gösterişli şeylere, parlak tasarılara harcanan çabaların haklı kılınmasını gerektirmez. (s. 37)
Fukui kenfinin banliyösündeki Eihei-ji tapınağı Zen Budizm için mükemmel merkezlerden biridir. 1244'te Dögen tarafından kurulan tapınak, bugün rahip adaylarının eğitim ve öğrenim gördüğü bir yer olarak faaliyetlerine olduğu gibi devam ediyor. Binlerce rahip adayı eğitim görüp yeterlik kazanmak ve meditasyon için tapınağa başvurmuştur. Çömez olarak kabul edilmek için başvuru sahibi ön kapıda günlerce, bazen yağmur altında beklemek zorundadır. Bugünkü bakış açımızla bu muamele kötü gibi görünse de, özellikle benliğin reddi bakımından, Zen dünyasına böylesine alçaltıcı bir girişin mantığı vardır.
Jikisai Minami, Eihei-ji tapınağında on yılı aşkın süre kalmak gibi eşine az rastlanır bir deneyime sahip, Budist bir rahip (çoğu kişi rahip olana dek ancak bir, iki yıl kalır). Minami, Eihei-ji tapınağının (dolayısıyla genel olarak Zen Budizmi'nin) en önemli kurallanndan birinin "ödül sistemi" olmamasıdır, diyor. Dış dünyada insanlar değerli, iyi bir şey yaptığında övgü ya da puan alır. Eihei-ji tapınağında ise takdire değer bir hareketin karşılığı bir ödül yoktur. Bir kez sisteme katıldığınızda ne ederseniz edin ne kadar ciddi meditasyon yaparsanız yapın, gündelik işleri ne kadar özenle yerine getirirseniz getirin, hiç fark etmez. Herhangi bir çömezin göreceği davranışı görürsünüz. Adsız şansız, neredeyse görünmez olursunuz. Bireylik anlamını kaybeder. (s. 56)
Benliği bırakmak gizemli bir şekilde duyusal hazların keşfiyle bağlantılıdır. Bol ses sembolizmiyle Japon kültürü bu bağı geliştirmiş, bu sırada son derece sağlam bir ikigai sistemini beslemiştir. Kendimizi benliğin ağırlığından azat ederek duyusal hazların sonsuz evrenine açılabiliriz. (s. 59)
Csikszentmihalyi'ye göre "akış", kişinin bir faaliyete başka hiçbir şeyin önemli olmayacağı kadar derinlemesine dalmasıdır. Çalışmaktan böyle zevk alırsınız. Çalışma bir şeyi başarmanın aracı olarak katlanılan şey olmaktan çıkar, başlı başına bir amaca dönüşür. Akış halinde hayatınızı kazanmak için çalışmazsınız. En azından bu birinci önceliğiniz değildir. Çalışırsınız çünkü çalışmak size çok büyük bir zevk verir. Ücret bunun bonusudur. (s. 63)
Japonya'daki antika porselenlere değer verenler arasında bazen, "bilinç dışı yaratımın", en iyi şaheserleri ortaya koyduğu konuşulur. Modern zamanlarda sanatçıların bireyselliklerinin fazlasıyla farkında olduğu ileri sürülür. Eski zamanlarda sanatçılar yaratıcı olarak hak iddia etmek üzere üretmezdi. İnsanların bu eşyayı gündelik yaşamlannda yararlı bulmasından başka bir beklentileri olmadan sadece işlerini yaparlardı. Uzmanlar, çok eski zamanlardan kalma seramiklerin günümüzde bulunmayan bir saflık ve içtenlik sergilediğini söylüyorlar. Bu eşyalarda, güzelliğin isimsiz ifadeleri vardır. (s. 64)
Çocuklar içtenliğin mutlak tüketicileridir. İstediğiniz kadar eğitsel değerine inanın, çocuğa bir şeyi dayatamazsınız. (s. 65)
Bugün çay seromonisi geleneği son derece canlıdır. İkigai’nin beş ayağını da barındırması nedeniyle ilginç bir gelenektir bu. Çay seremonisinde usta mekandaki dekoratif eşyayı özenle düzenler, duvarın üzerinde ne tür çiçeğin yer alacağı gibi aynntılara azami dikkatle yaklaşır (ufaktan başlamak). Tevazu, seremonide uzun yıllara dayanan bir deneyimi olsa bile usta ve konukların ayırt edici özelliğidir (benliği bırakmak). Bir çay seremonisinde kullanılan seramiklerin çoğu on yıllardır kullanılmaktadır, hatta bazen yüzlerce yıllıktır ve unutulmaz bir izlenim bırakmaları için birbirleriyle uyumlu olacak şekilde seçilir (ahenk ve sürdürülebilirlik). Titiz hazırlıklara karşın çay seremonisinin en ileri hedefi rahatlama, çay odasındaki duyusal ayrıntılardan dan tat alma (küçük şeylerden sevinç duymak) ve kişinin çay odasının iç evrenini zihnine alacağı bir farkındallk halinde olmaktır (şimdi ve burada olmak). (s. 71-72)
Hayatta kimi zaman öncelikleri ve anlamı yanlış yerlere yerleştiriyoruz. Bir şeyi haddinden fazla ödülleri için yapıyoruz. Ödülü, karşılığı gelmezse düş kırıklığına uğruyor, çalışma hevesimizi kaybediyoruz. Yanlış yaklaşım bu. Eylem ve ödülleri arasında genel olarak bir gecikme vardır, iyi bir iş çıkardığınızda bile ödülü gelmeyebilir. Yaptığınızın yerine ulaşması ve takdir edilmesi, kişinin kontrolü dışında pek çok etkene bağlı olarak rastlantısal bir gidiş izleyebilir. Eğer çaba sürecini birincil mutluluk kaynağınız haline getirebilirseniz hayatınızın en önemli sınavında başarılı oldunuz demektir.
Yani kimse dinlemese bile müzik yapın. Kimse bakmasa bile resim yapın. Kimse okumayacak olsa bile bir kısa öykü yazın. İçinizdeki sevinç ve doyum hayatınızı sürdürmeye yetip de artacaktır. Bunu başarmışsanız şimdi ve burada var olmanın ustası olmuşsunuz demektir. (s. 75-76)
İkigai’nizin olması için kalıp düşüncelerin dışına çıkıp iç sesinizi dinlemeniz gerekir. (s. 103)
Odaklanma yanılsamanızla mutsuzluk nedeninizi kendiniz yaratırsınız. Mutsuzluk, gerekli şeylerin eksik olduğu bir tür boşluksa, bu boşluk kişinin önyargılı tasavvurundan doğar. (s. 128)
Mutlu olmak için kendinizi kabul etmeniz gerekir. Kendimizi kabul etmek hayatta karşılaştığımız en önemli ama en de zor işlerden biridir. Aslında kişinin kendini kabul etmesi, kendisi için yapabileceği en kolay, basit ve karşılığını en çok alacağı şeylerden biri, mutluluğun bakım gerektirmeyen, masrafsız bir formülüdür.
Buradaki uyanış şu ki kendinizi kabul etmek çoğu zaman, hele de arzu edilebilir olmak için tutunduğunuz asılsız bir benlik söz konusuysa, benliği bırakmakla ilgilidir. Kendinizi kabul edip mutlu olmak için yanıltıcı benliği salmalısınız. (s. 128)
Japon Yaşam Sanatı: İkigai
Ken Mogi

Yorumlar