Kayıtlar

Kitapseverlerin Halleri

Resim
 

Waldo Sen Neden Burada Değilsin

Resim
Sanat eseri sanatçıyı olduğu gibi değil, olduğu kadarıyla değil; oluşa yönelişiyle, olma yönünde bir istikamet tutuşuyla bize açar. Sanatçının açtığı bizim için de bir açılım olduğu zaman, sanatçıyı açan şey bizi de açtığı zaman eserle bağlantı kurarız. Eserle kurduğumuz bağlantı bizi sanatçıya götürmez, kendimizi tanımaya götürür. (s. 24) Ben bu hayatı bilerek, isteyerek, her dakikasını kendimin kılarak, duyarak ve düşünerek, uyanıklık içinde yaşamak istiyorum. (s. 114) Thoreau, ABD'nin Meksika'ya karşı yürüttüğü emperyalist savaş sırasında konan nüfus başına vergiyi «ödediği dolar bir adam öldürmek üzere, başka bir adam veya tüfek satın almaya yaramasın» gerekçesiyle vermeyi reddedince bir gece hapiste yattı. Kendisinden ondört yaş büyük olan ve bir çok özgürlükçü düşünceyi kendisiyle paylaşan Ralph Waldo Emerson, telâşla arkadaşını görmek üzere onun hücresine girdiğinde aralarında söyle bir konuşmanın  cereyan ettiği anlatır: «- Henry, neden buradasın? » «- Waldo, sen neden ...

Ve’l-Asr

Resim
Kitle kültüründe orijinalite üstün bir değere sahip değil zaten. Popüler kültür demek bir bakıma harc-ı âlem anlayış alanı demektir. (s. 36) Ben bir ahlaki olgunluğa ve giderek zihindeki bir gelişkinliğe yol açmak düşüncesiyle musikinin hayatımızda yer tutması gereğini savunuyorum. (s. 63) Eğitime engel olur musiki, çünkü bize yapılan telkinat ve şartlandırmaya içimizde bir özgün değerlendirme odağı geliştirerek karşı durur. Daha doğrusu içinde musiki çağıldayan insanlar eğitimin ancak şahsiyet inşa edici yanıyla bağlantı kurabilirler. Öğretim ve eğitim tek boyutlu insanlar üretmeye, imal etmeye hasredilmişse, musikiyle ruhsal ilişki kurmuş olan kişiler bu kalıplaştıricı alandan derhal şahsiyet arama alanına sapar. Islâm kültüründe musikinin tekkede yuvalanmış oluşu tasavvufun ilmi edebe, şahsiyet inşasına sıkıca irtibatlı sayan anlayışının payı büyüktür. (s. 64) İki Taocu keşiş bir derenin üzerindeki köprüden geçerken, keşişlerden biri: Balıklara bak, der, nasıl da mutluca yüzüyorlar....

Ben Rüzgarım Sen Ateş

Resim
Anadolu manzaraları Mevlânâ'yı derinden etkiler; şiirlerinde uzun deve kervanlarının ağır yüklerle yürüdüklerini görürüz. Burada insanlara; ilâhî sevgilinin adeta bu develeri burun kancalarından çektiği ve develerin, güdücülerinin sesini duyduklarında yükleriyle birlikte raks ettik leri sembollerle anlatılmak istenir. 10 Burada yırticı köpeklerin koruduğu göçmen Türkmenler'in çadırlarını görürüz. Şeytan da Uluhiyet cadırının önünde böyle bir köpek değil midir, ve insan onun saldırısından ancak, "Allah'a sığınırım" sözüyle kurtulmaz mı?!! Selçuklu emîrlerinin harikulâde yapılmıs yol ağlarının her 30 kilometresine yaptıkları kervansarayların çeşmeleri, ilahi faaliyetin sembolü olarak karşımıza çıkar, ki bu faaliyet görünüşe göre aracı sebeplerden faydalanmaktadır: Adamlar, yollarda, kervansarayların içinde ve havuz kenarlarında ağızlarından havuzlara su akan taştan insan yahut kuş figürleri yontmuşlar. Her akıllı canlı bilir ki su taştan yontulmuş bir kuşun ağzından...

Zamanın Kokusu

Resim
Günümüzün zaman krizinin önemli nedenlerinden biri, vita activa'nın, eylemlilik yaşamının mutlaklaştırılması. Bu mutlaklaştırma insanı bir animal laborans, "çalışan hayvan" derekesine indiren bir çalışma buyruğuna yol açıyor. Gündelik hayattaki hiperkinezi, aşırı hareketlilik, insan yaşamındaki tefekkür unsurunu, durma becerisini ortadan kaldırıyor. Dünyanın ve zamanın kaybına yol açıyor. Hızlanma stratejileri de bu zaman krizini bertaraf edemiyor. Dahası, esas sorunun da üzerini örtüyorlar. Vita contemplativa'nın (derin düşünce yaşamının) canlandırılması zorunlu. Zaman krizi, vita activa (eylemlilik yaşamı) kendi krizinin tam ortasında vita contemplativa'yla tekrar birleştiğinde aşılabilir ancak. (s. 10) Nietzche'nin "son insanı" şaşırtıcı derecede güncel. Günümüzde mutlak bir değere, neredeyse bir dine yükseltilmiş olan "sağlığa" son insan da saygı gösterir. Üstüne üstlük, bir hedonisttir son insan. Dolayısıyla "gündüz için küçük bir...

Limni'den Geliyorum

Resim
Limni’den Geliyorum , Niyazi Mısri Hazretleri üzerine yaptığı araştırma ve kitaplarıyla bilenen Mustafa Tatcı hocanın bir heyet ile ziyareti anlatılıyor. Mustafa Tatcı hocanın Niyazi Mısri Hazretlerinin hayatını anlattığı Burc-ı Belada Bir Merd-i Hüda: Niyazi Mısri isimli bir eseri de var. Ancak şu an baskısı bulunmuyor. Onu da merakla bekliyoruz.  Limni’den Geliyorum Mustafa Tatcı Niyazi Mısri Hazretlerine dair güzel bir belgesel  https://youtu.be/sUn0jYGDUEY?si=XPaGWkOKu74tqf40

Limni’de Sürgün Bir Veli

Resim
Ey âşıklar! Hazret-i Mısrî’nin Limni adasında ne sıkıntılar ve dertler çektiğini anlatayım da dinleyin. Onu evvela "Der-i Aliyye’den" ilmine, irfânına ve yaşına bakmadan ayağına demir bukağı takarak sürdüler. O zaman Köprülüzade Mustafa Paşa vezir idi. Yanına hiç kimseyi sokmadilar, unuttular. Hal ve hâtırını hiç soran olmadı. Ona yapılanlar tıpkı Yezid'in Âl-i Resûlullah'a yaptıklarına benziyordu. Bütün dervişler ve muhipler Hazret-i Mısrî’nin etrafını boşalttı. Ulu sultan adada garip kaldı. (s. 25-26) Limni’de Sürgün Bir Veli Limnili Şeyh Abd-i Siyahi