Kayıtlar

Kağıt Helva

Resim
Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir. [s.11] İnsan ilk defa gördüğü birine ilk defa görüyormuş gibi bakmalı. Daha evvel gördüklerine bakar gibi değil. Yani her yeni insan bir muamma demek; bilinmeyen bir şeyler var orada. Yeni yürümeye başlayan çocuklar bunu bilir. Böyle bakarlar işte her şeye, hayretle. [s.32] Dışadönük, kendini beğenmiş insanlara kıyasla içekapanık ve mütavzı insanların parıltısı daha azdır belki. Ama böyleleri oksijen gibidir. Varlıkları hemen anlaşılmasa da yokluklarında nefes almaz zorlaşır. [s.38] Sakın ola hor görme Pinhan, canları hor görme. Bak bu gayb alemine, bir kendini gör. Bak kendine, cümle mahlukatın özünü gör. Devri tamam olan gelir, devri tamam olan gider. Gelen gidende saklıdır; giden gelende saklı .[s.65] Rüyaları hep kadınlar arşivler. Ta genç kızlığında gördüğü rüyayı bir kenara not etmek, kız kardeşinin hamileyken gördüğü bir rüyayı bugün hala hatırlıyor olmak ve rüyalar üzerinden birbiriyle temasa geçmek kadınlara...

Saklı Lezzetler

Resim
Yaşamak yazmakla çelişiyormuş gibi görünüyorsa üstesinden nasıl gelinir? Bunu çok düşündüm. Gerçekte hiçbir çelişki olmadığının farkına varıncaya kadar düşündüm. Yaşamın yerini yazın alamaz, yazının yerini de yaşam. Bu çelişkiye ancak biri diğeri uğruna reddedilirse düşülebilir. Hayatı seven, yazını küçümseyemez, yazını seven de hayatı. Okumak aynı zamanda yaşamaktır; okuyarak yaşamak ve yaşamı okumak. Kendini okumayla sınırlandırmak sanatın yaşamsal gücünü , yani yaşantıyı reddetmektir. Çünkü yapıtın hem beslendiği kaynak hem de hedefi olan yaşam, yapıta kadar süren, yapıttan sonra devam eden "öbür ses"tir. Kişisel tarihimizin bazı anlarında bu iki yönden birini ihmal etmişizdir. Ya yazına odaklanarak yaşamı ihmal etmişizdir ya da yaşama kapılarak deneyiyimimizi yazında ifade etmeyi. Bu sonuca vardığımda rahat bir nefes aldım. Doğru açıdan bakıldığında metinler hala yaşamsaldı; yeni bir bakışla ele alınmaya değiyordu [s.9-11] SAKLI LEZZETLER -Mutfağa Felsefi Bir Yaklaş...

Mahalle Kahvesi

Resim
Genç adama baktım. Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu. İhtiyarlar sakin, ciddi, adeta haindiler. Kahveci başını iki eli arasına almış kahve ocağında oturuyordu. On dakika bir mecliste insanların susması korkunç bir şeydir: Dehşetli sükût uzuyordu. (s. 11, Mahalle Kahvesi) Her nevi kendi kendine konuşmaları istediğimiz kadar ayna vesilesiyle uzatabiliriz. Aynaya bir genç kız baktırır. Bir erkek düşündürtür. Kendi kendine vurgunlara ayna öptürür. İhtiyarlara ölüm, tabut kefen gösterir, veremlilere korkunç ateşlerinin ışığını aynadaki gözlerinde yakarız. Aynaya düşman kesilmek, onunla dost olmak da mümkün. (s. 15, Plajdaki Ayna) Eline düşen çeyreğe bir baktı. Yüzünü kaldırdı. İşte orada, o ela gözlerin içinde, insanları olduğu gibi değil, olacakları gibi sev, diyen adamın adeta fikrini okudum. (s. 24, Uyuz Hastalığı Arkasından Hayal) Yolda bir cıgara yakmak canınız istese, kibritiniz de olmasa, gidip de kimden yakarsınız? Bir yol sormanız lazım gelse, kime sorarsınız? Bir k...

Veba

Resim
Sevgisiz bir dünyanın ölü bir dünya gibi olduğunu ve bir an gelip insanın hapishanelerden, çalışmadan ve cesaretten usanıp, bir varlığın yüzünü ve şefkatle aydınlanmış bir yürek dilediğini biliyordu. [s.235] İnsanların tüm mutsuzluğunun açık konuşmamalarından kaynaklandığını anladım. [s.228] Bir kenti tanımanın en bildik yollarından biri de insanların orada nasıl çalıştığına, orada birbirlerini sevdiğine ve nasıl öldüğüne bakmaktır. [s.9] Oran kuşkuları olmayan bir kenttir, yani tümüyle modern bir kent. Buna olarak bizim burada insanların birbirini nasıl sevdiklerini belirtmeye gerek yoktur. Erkekler ve kadınlar aşk edimi denen şeyde çabucak birbilerini yutarlar ya da iki kişilik uzun bir alışkanlık geliştirirler. [...] Heryerde olduğu gibi Oran'da da zamansızlıktan ve düşünmemekten insanlar bilmeden birbirini sevmek zorundadır. [s.10] İnsan alışkanlıklarını edindikten sonra günlerini kolay geçirir. [s.11] Akıl, yürek ve tenle birbirine bağlanan varlıklar, on sözcüklük b...

İlk Aşk

Resim
Ah gençlik! Hiç bir şey umursadığın yok senin. Sanki dünya nimetlerinden faydalanman sona ermeyecekmiş gibi.. Kedere, acılara aldırdığın yok; onlarda bile hoş bir yön bulursun. "Ben yaşıyorum ya!.." diye böbürlenirsin. Çünkü günlerin nasıl yıldırım hıziyle ardı ardından koştuğunun farkında değilsin şimdilik. Senin güzelliğinin sırrı belki de herşeyi yapabilmenin gücünde değil, bunun imkânına inanmandadır. [s.73-74] İLK AŞK İvan Turgenyev Türkçesi: Nihal Yalaza Taluy Varlık Yayınevi

‘Canlı Tanıklar’ ve Adalet

İnsan yüzüne baktığımda, onun nurunu görmek isterim. Eğer onda yerleşmiş, onun hayatına, tavırlarına, davranışlarına, yaşamının milimetrelerine yansıyan nur ‘görünür’ ise, bana hiçbir ahlak ve felsefe kitabının öğretemediğini gösterecektir. Evrensel nur her yerde. Çamurda mesela. Evrenin her yerine dağılmış, ancak bölünmüş ve parçalanmış değil, her bakışı kendi bütünlüğüyle kuşatan bir feyzden bahsediyorum. Bu feyz sayesindedir ki, gerçeğin bizim görmediğimiz bir boyutta da devam ettiğini, varoluşun herhangi bir anında bu gerçekliğin pat diye kesintiye uğramadığını seziyoruz. Yani bir metafizik boyut görüyoruz çamura baktığımızda. Çamurdaki nur olmak bu yüzden her zaman mümkün. Yazının devamını [ oku ] ‘Canlı Tanıklar’ ve Adalet Leyla İpekçi Taraf Gazetesi, 31 Temmuz 2009

Mevlana'nın Dilinden Dualar

Resim
Çoğunluğu Mesnevi’den olmak üzere Divan-ı Kebir ve Fihi Ma Fih’ten duaların yer aldığı bu hacmi küçük yoğunluğu büyük kitabı zevkle okuyorum. Rabbimiz, Sana kavuşacağımız, Seninle buluşacağımız gün bizi nûrlandırdıkça nûrlandır. Rabbimiz, günahlarımızı affet, bize mağfiret elbisesi giydir! Rabbimiz, bizim insanlarla aramızda olan dargınlılar, kırgınlıklar ancak bedenimiz yüzündendir. Rabbimiz, şu beden duvarının ötesindeki dostluk bahçesi, aşk bahçesi ne de güzel bir bahçedir, ne de hoş bir bahçedir! Rabbimiz, şu duvarı kaldır da aradaki engel, aradaki düşmanlıklar yok olsun! Rabbimiz, gerçekten de günahlarımız yüzünden Senden utanıyor, özür dilemedeyiz. [s. 41] Ya Rabbi! Benim dua edişimi Senin de kabul buyuruşunu Senden başka kimse bilmez. Allah'ım o duayı benim gönlüme Sen verdin; gönlümde yüzlerce ümit uyandırdın. Ey gönlümdeki istekleri, doğacak çocuk gibi oynatıp duran Rabbim! [s.68] MEVLANA’NIN DİLİNDEN DUALAR Prof. Dr. Abdülaziz Hatip Nun Yayıncılık