Kayıtlar

Hayvan Çiftliği

Resim
Bölümlerin içerikleri: Bölüm 1: Koca Reisin rüyasını anlatmak için tüm çiftlik hayvanlarını toplaması ve insanoğluna karşı birleşmeye çağırması. Bölüm 2: Koca Reisin ölümü. Napoleon, Snowball ve Squealar isimli üç domuzun birleşerek Koca Reisin öğretisini geliştirerek "Animalizm" olarak adlandırması. Öğretinin hayvanlar arasında yaygınlaştırılması ve Beylik Çiftliğinde sahipleri Bay Jones'a karşı devrim yapmaları. Çiftliğe yeni bir isim vermeleri: Hayvan Çiftliği Bölüm 3: Hasadın kaldırılması. Çiftlikteki işlerin düzene konması. Hayvanlara okuma yazma öğretme faaliyetleri. Bölüm 4: Bay Jones'un çevre çiftliklerden adamlarla çiftliğini geri almaya çalışması ve başarısız olması. Hayvanların kazandıkları bu savaşın isminin Ağıl Savaşı olarak adlandırılması. Bölüm 5: Snowball'ın yel değirmeni fikri. Tasarım ve çizim yapması. Yel değirmeni üzerine toplantı yapılması. Tam Snowball'ın fikri kabul edilecekken zorla köpekler tarafından kovalanması. Daha önce yeldeğirm...

Mahrem Macera

Resim
Biliyorsunuz, biz siyah öğrencilerin yazgısı, bir bakıma biraz da posta tatarınınkine benziyor. Evimizden çıkarken, kesinlikle geri dönüp dönemeyeceğimizi kestiremiyoruz. Yolun sonunda kendi maceramıza yeniliyor, tutsak düşüyoruz. Birden anlıyoruz ki, tüm yolculuğumuz boyunca durmaksızın değişmiş ve sonunda bir başkası olmuşuz... Kimi kez de değişim tamamlanmaz, bizi ikircikli bir duruma sokar ve şaşkınlıkla olduğumuz yerde kalakalırız. O zaman yüreğimiz utanç dolu, saklanacak yer ararız!.. MAHREM MACERA  Şeyh Hamidu Kan Özgün Yayıncılık

Sevgili Mathilda

Resim
Toplumsal ütopyalar bu yüzyılın trajik hayal kırıklıkları olmuştur. Temel yanılgı toplumun yapılarını değiştirerek insanın da doğal olarak değiştirilebileceğini düşünmek olmuştur. Oysa ben tam tersinin olması gerektiğini düşünüyorum: Sadece içsel olarak gelişmeyi başarmış insan, sadece bilinçli insan, gidişatın değişmesi için çalışabilir. [s.14] Yaşamın, manzara seyredilen bir teras değil bir yürüyüş olduğunu ve bu yürüyüşün bazı noktalarında yokuş tırmanmak gerektiğinin bilincinde olmak gerekir. [s.59] Sahip olmaya bağlı bir mutluluğunun peşine düşmüş ve bunu elde etmiş bir kişi, yaşamının bir noktasında değişik bir mutluluk olduğunu sezer ve varolma yolu üzerinde ilerlemeye başlar; ama bunun tam tersi asla olmaz, yani varolmanın doluluğunu tatmış bir kimse asla bu doluluğu terkedip sahip olma yolunu seçmez. [s.108] Yaratılmış olan yeryüzü bize, biz de bu yaratılmış değerlere emanet edildik. Bizler uzun bir süre inanılmak istenildiği gibi onun efendisi değiliz, onun konuğuyuz ...

Dönemeçte

Resim
Şehir Kulübü’nün az ötesindeki caminin müezzini sabah ezanını okumaya başladı. Bu seste insanı küçük hesaplardan, hırslarsan.. ve dertlerden utandıran bir şey vardı. DÖNEMEÇTE Tarık Buğra İletişim Yayınları

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört

Resim
George Orwell’in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüyle, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgâhlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır. [Arka Kapak'tan] Tele-ekran ayni anda hem alıcı hem de verici işlevi goruyordu. Fisiltiyla konuşmadigi surece Winston'in çikardigi her ses tele-ekran tarafindan aliniyordu; dahasi, madeni levhanin gorüş alaninda kaldigi surece Winston işitilmekle kalmiyor, gorülebiliyordu da. Hiç kuşkusuz, ne zaman izlendiginizi anlamaniz olanaksizdi. Düşünce Polisi'nin, kime ne zaman ve hangi sistemle baglandiğin...

Tanrı’yı Hatırlamak

Resim
Bir gün küçük köpeğimle birlikte, ekinimi talan eden maymun sürüsüne söylenerek, tarlalara doğru yola çıkmıştım. Dışarıda aşırı sıcak vardı. İkimiz de öyle bunalmıştık ki zorlukla nefes alabiliyorduk. Neredeyse bayılmak üzereydik. O sırada yeşil dalları olan Tiayki ağacını gördüm ilerde. Köpeğim sevinç mırıltıları çıkarıp ağacın gölgesine doğru yöneldi; fakat gölgeye varınca orada durmayıp dili dışarıda gerisin geri yanıma geldi. Göğsünün nasıl hızla inip kalktığını görünce, ne kadar bitap vaziyette olduğunu anladım. Gölgeye doğru yürüdüm. Köpeğim çok sevinmişti; fakat gölgede durmayıp yola devam eder gibi yaptım. Zavallı köpek biraz inledikten sonra, kuyruğunu ayaklarının arasına sıkıştırıp, ister istemez beni takip etmeye başladı. Çaresiz durumda olmasına rağmen, beni izlemekte kararlıydı. Bu sadakat örneği beni o kadar duygulandırdı ki, şu hayvanın, hiçbir mecburiyeti olmadığı halde beni takip etmeyi, ölümüne göze almasını layıkıyla kim takdir edebilirdi? Kendi kendime düşünd...

Sivastopol

Resim
Fakat diplomatların çözmekten aciz kaldığı anlaşmazlığın barut ve insan kanıyla çözülmesinin daha da imkansız olduğu ortaya çıkıyor. Vaktiyle aklıma garip bir düşünce gelirdi: ne olurdu sanki, savaşan taraflardan birisi, diğerine, saflarından birer askere izin vermeyi teklif etseydi? Bu tuhaf bir şey gibi gözüküyor, ama niye denenmesindi ki? Sonra her iki taraftan da birer askere daha gitmeleri söylenebilirdi, derken bunu bir üçüncüsü, dördüncüsü, vd. takip ederdi, tâ ki her orduda yalnızca bir asker kalana dek (bunu yaparken daima iki ordunun da eşit güçte olduğunu ve niteliğin yerini nicelikle değiştirmenin mümkün bulunduğunu farzediyoruz). Sonunda, eğer, akıllı yaratıkların akıllı temsilcileri arasında ortaya çıkan bu cidden karmaşık anlaşmazlığın hâlâ savaş yoluyla çözülmesi gerektiği düşü nülüyorsa, ‘bırakalım kavga bu iki asker arasında yapılsın' derdik: pekala bunlardan biri şehri kuşatıp diğeri de onu savunabilirdi. Bu argüman bir paradokstan başka bir şey değilmiş b...