Hz. Muhammed’in Ashabı
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- 'in önderliğinde Tebük seferine çıkıldığında, askerler zorluk içinde Doğu Roma sınırlarına ulaşmak için yakıcı kuzey çöllerini geçerlerken Ebu Zer arkada kalmıştı. Zayıf devesi durdu. Çölün kızgın ateşi altında deveyi serbest bıraktı ve yalnız başına yola koyuldu. Biraz su bulmuştu. Kendisi hiç içmeden, bu çöl sıcağında şüphesiz susuzluktan yanan "arkadaşı" Hz. Peygamber (s.a.v.)'e götürmek üzere onu aldı.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabı uzaktan alevli çölde kendilerine doğru ilerleyen belirsiz bir nokta gördüler. Yavaş yavaş bunun bir insan olduğunu anladılar. Kimdi bu, böyle yakıcı bir çölde yalnız başına yürüyen?
Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- arzuyla taşan bir şevkle "Bu Ebu Zer olabilir mi?" diye seslendi.
Bir saat geçti. O Ebu Zer idi. Mücahidlere ulaştığında susuzluk ve yorgunluktan düştü.
"Hem su taşıyorsun hem de susuz musun ey Ebu Zer?" diye sordu Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-.
"Düşündüm ki, bu kadar sıcak bir çölde ve bu yakıcı güneşte siz..." diye cevap verdi Ebu Zer.
"Allah Ebu Zer'den razı olsun! O yalnız yürür, yalnız ölür ve yalnız başına haşrolunur." buyurdu Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-. (s. 25)
Hz. Muhammed'in Ashabı
Lale Bahtiyar

Yorumlar