Kayıtlar

İlk Öğretmenim

Resim
Ardına değin açtığım pencerelerden odanın içine serin bir hava doldu. Odanın aydınlanan mavimsi boşluğunda, başlayıp başlayıp bıraktığım resim taslaklarını seyre daldım. Kaç kez yeniden başladığım halde yapacağım tabloyu tam olarak gözümün önünde canlandıramıyordum.  Yazın erkenden doğan güneşin şu kızıllığı insanın içine nasıl gittikçe büyüyen bir aydınlık serper, nasıl yakalanması güç anlaşılmayan bir cıvıltıyla ruha dolarsa, ben de insanı sarıverecek bir anlatım gücü arıyorum.  Sabah sessizliğinde odamda bir aşağı bir yukarı dolaşırken durmadan düşündüğüm bu. Her sabah aynı şey ve her gün tablomun henüz olgunlaşmamış bir taslak olduğunda karar kılıyorum. (s. 9) Bunu kesin olarak söylüyorum, çünkü o gün, yaşamımda  ilk kez , yapmam gerektiğine inandığım bir şeyi "Sonu ne olur?" diye düşünmeden, herhangi bir cezadan korkmadan karar verip yaptım. (s. 26) Sevinçliydim o gün, çünkü küçük de olsa bir iyilik yapmıştım. (s. 27) Sevdiğimiz insanların izleri neden bir yerde süre...

Yabancı

Resim
Rollo May, "Kendini Arayan İnsan" isimli kitabında diyor ki: Albert Camus'nün Yabancı isimli romanı toplumumuzda benlik bilincinin yitirilmesine dair çarpıcı bir anlatıdır. Hiçbir bakımdan olağandışı olmayan hatta "ortalama" bir modern insan diye nitelendirilebilecek bir Fransız adamın öyküsüdür.  Annesi ölür ve o kendi adına belli bir karar almadan yahut farkındalık yaşamadan işe gider, rutin hayatına devam eder, bir ilişki ve cinsel deneyimler yaşar. Sonrasında bir adam vurur ve zihninde bunu kazara mı yoksa kendini korumak için mi yaptığı bile net değildir.  Cinayetten yargılanır ve idam edilir, tüm bunları. da korkunç bir gerçekdışılık hissi içinde yaşar; sanki her şey onun başına gelmiştir: Kendisi bir şey yapmamıştır.  Kitap tıpkı Kafka'nın hikayelerinde olduğu gibi baştan sona sinir bozucu ve şaşırtıcı bir belirsizlikle, pusla örülmüştür. Her şey sanki rüyada gerçekleşir, başkarakterin ne dünyayla ne kendisinin yaptıkları ne de kendisine yapılanlarla ...

İmam Gazali Okumaları

Resim
İmam Gazali'ye dair yaptığım okumaları bu gönderi altında derlemeye çalışacağım.  Blog'da paylaştığım içeriğe  Gazali etiketinden ulaşabilirsiniz. İmam Gazali'nin eserleri (bu listeyi güncelleyeceğim): İhyâ'u Ulumûi'd-Din (Din İlimlerinin İhyası) 8. Kitap: Kitabu Adabı Tilaveti'l-Kuran ( Kur'ân-ı Okumak ve Anlamak ) 21. Kitap: Kitabu Şerh-i Acaibi'l-Kalb ( Kalbin Halleri ) Kimyâ-yı Saâdet Minhacu'l-Abidin (Abidler Yolu) Mükaşefetü'l-Kulüb (Kalplerin Keşfi) El-Munkız Mine'd-Dalal (Dalaletten Hidayete) Bidayetü'l-Hidaye (Hidayet Rehberi) Eyyühe'l- Veled (Ey Oğul) Nasihatü'l-Mülûk (Hükümdarlık Ahlâkı) Kendini Aldatan İnsan Ledünni İlim Risalesi Mişkatü'l-Envar (Nur Metafiziği) Mekasıdü'l-Felasife (Filozofların Maksatları) Tehafütü'l-Felasife (Filozofların Tutarsızlığı) Mi'yaru'l İlim (İlmin Ölçütü) Mizanü'l Amel (İlahi Saadet) İmam Gazali'ye dair eserler: Gazali: İslam'ın Dirilişi  (Eric Ormsby) Ek Ka...

Abidler Yolu

Resim
Gerçek Tevbenin Hakikati Sözün özü; sen yola koyuldun, kalbini bütün günahlardan temizleyip, bir daha asla günahlara dönmeyeceğini kalbine yerleştirdin. Artık Allah (Subhanehu ve Teala)'ın senin durumunu bildiğini düşünerek, arınmış bir kalp ile kararına sadık olasın. Mümkün olduğunca senin üzerinde hakkı bulunan kimseleri razı et, gücünün yettiğince geçirdiğin ibadetlerin kazasını yap. Bunların dışında yalvarıp yakararak Allah (Subhanehu ve Teala)'a dön. Bu kadarı senin için yeterlidir. Sonra git ve gusül abdesti al. Temiz elbiseler giy. Gereklerine uygun bir şekilde dört rekat namaz kil. Allah (Subhanehu ve Teala)' tan başka kimsenin seni göremeyeceği bir yerde başını yere koy. Sonra başına toprak saç, en kıymetli azan olan yüzünü toprağa bula. Gözyaşları, hüzünlü bir kalp, yüksek bir ses ile tek tek günahlarını say. Sonra asi olan nefsini kınayıp ayıpla ve şöyle de: "- Ey nefsim, hiç utanmıyor musun? Tevbe etmenin vakti gelmedi mi? Allah Teala'nın azabına dayanm...

İhyâ'u Ulumûi'd-Din (Din İlimlerinin İhyası)

Resim
Eric Ormsby Gazali: İslam'ın Dirilişi isimli eserinde diyor ki: "Din ilimlerinin ihyası" Gazâli'nin başyapıtı olup bir benzeri daha yoktur. Gazâli eski kaynaklardan çoğu zaman kendine mal edecek kadar fazla alıntı yapmasına rağmen, elindeki sonsuz materyali öyle güzel düzenler, öyle kuvvetli bir üslupla dile getirir ki, bu alıntılar bambaşka bir şekilde parıldar. İçeriği -boy abdestinin kurallarından, çatal tutmaya ve kürdan kullanmaya kadar- en küçük ve en dünyevi ayrıntılardan Allah sevgisine ve ölümün mutlulukla kabulüne kadar uzanır. Eser aynı zamanda bir yasalar, kutsal gelenekler, kelam ve felsefe, tasavvuf bilgisi ve teorisi ile canlı bir dünya tasviri külliyatıdır.  Gazâli'nin güçlü örnekleri, yalın ve çoğu zaman mizahi alıntıları sayesinde on birinci yüzyılın dünyası yeniden hayat bulur. Gazâli gözlerini zaman zaman ulvi amaçlara çevirse de, keskin ve eğitimli bakışlarını etrafındaki dünyadan ayırmaz, neredeyse hiçbir şey kaçmaz bakışlarından. İhya'd...

Gazali: İslam'ın Dirilişi

Resim
Adı "Gazzâli" midir, yoksa "Gazâli" mi? Kendisinden bir asır sonra doğan İbn Hallikân'ın kaleme aldığı yaşamöyküsüne bakılırsa, Harezmlilerle Cürcanlıların kullandığı çift z, Kassarî ya da Attari, yani "çırpıcı" (kassar) ya da "güzel koku satan" (attar) gibi bir meslekten gelen isimleri andırmaktadır; bu durumda Gazzâli ismi yün eğiriciden (gazzâl) gelmektedir, ancak bir yer adı, yani Tus yakınlarında bir köy olan Gazala'dan gelmiş olması da mümkündür. Genel olarak ikinci ihtimal kabul görmekte -ve daha muhtemel görünmekte- olup, ben de burada onu kullanacağım. (s. 42-43) Allah konusunda, görmenin nasıl bir şey olduğunu bilmeyen körlere veya duymanın kıymetini bilmeyen sağırlara benzeriz. O zaman ilmin anlamı nedir? İlim Allah'ı tanımanın -esasen ve aslen- imkânsız olduğunu anlamamızı sağlar. Asıl nokta özünde cahil olduğumuzu anlamaktır. Gazâli, bu tür tartışmalara girmeden önce Ebubekir'e atfedilen bir sözü aktarır: "Allah...

Dalaletten Hidayete

Resim
İmam Gazali'nin manevi otobiyografisi. * * * Daha sonra hangi niyet ile ders verdiğim üzerinde düşündüm. Burada da niyetimin halisane ve sırf Allah rızası olmadığını fark ettim. Beni ders vermeye iten temel sebep ve etkenin makam sevgisi ve şöhret tutkusu olduğunu anladım. Uçurumdan kenarında bulunduğumu, eğer durumumu hemen düzeltmeye yönelmezsem ateşe yuvarlanmak üzere olduğumu fark ettim. (s. 98) [...] Dünyanın cazibesi ile âhiretin çağrısı arasında bir o yana bir bu yana doğru gidip gelen bu tereddütlü halim, 488 yılının Receb ayından (Temmuz 1095) başlayarak yaklaşık altı ay devam etti.  Sonunda iş artık benim iradem dahilinde seyretmekten çıktı ve bir zorunluluk haline dönüştü. Çünkü Allah Teâlâ dilime kilit vurmuş ve ders veremez duruma gelmiştim. Benden ders almaya gelenlerin gönüllerini hoş tutmak için bir gün kendimi ders vermeye zorladım. Fakat dilim tek kelime bile söyleyemedi ve buna asla güç yetiremedi. Sonra dilimdeki bu tutukluk dolayısıyla kalbime bir hüzün çöktü. ...