Kayıtlar

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü - Bir Tahlil

Resim
Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Tanzimat'tan Cumhuriyet'in ilk dönemlerine kadar gelen Türkiye'nin, modernleşme sürecinde yaşadığı açmazlarını, toplumsal değişimi, yenilikler karşısında halkın ve yöneticilerin tutumunu ve özellikle çalışma hayatını gündeme getirir. Temeli olmayan  Batıcılığı, güncele teslim anlayışları, Amerikan hayat tarzı özentisini, yeninin dayatmalarını, kurumların işlevsizliğini, moda anlayışların tartışılmadan kabullenilmesini eleştiren Saatleri Ayarlama Enstitüsü, bir karakterler galerisi ile tüm bu temaları örnekler ve gözler önüne serer. Diğer yandan roman, aşağı yukarı Tanpınarn hayatı boyunca geliştirdiği, savunduğu düşünce ve estetik anlayışındaki temel kavramların (zaman, tarih, müzik, rüya, ikilik,Batılılaşma, yerlilik vb.) işlendiği bir metin konumundadır. Tanpınar "yeni”nin getirdiği ikilik ve yabancılaşma olgusunu romanda ikna edici ve tutarlı görüşlerle tartışmaya açar. Toplum yapısinin, zihniyet ve anlayışının iyi okunmadan, tepeden inm...

Yolların Ayrılış Noktasında İslam

Resim
Kesin olarak anladım ki Müslümanlar arasındaki bu içtimâi ve kültürel çözülüş ve çöküşün, başka değil, yalnız bir sebebi vardı; bu sebep, Müslümanların yavaş yavaş İslami esasların rûh ve manasına uymayı terketme yolunu tutmuş olmaları gerçeğine varıyordu. Bunun sonucu olarak Islâm yine var olmakta devam ediyordu; fakat rûhsuz bir ceset gibi. (s. 15) Halbuki İslam dünyaya vakar ve hürmetle bakar. O, dünya hayatına tapmaz, fakat onu, daha yüce bir hayata geçiş yolculuğu üzerinde bir muvakkat konak olarak görür. O, bir geçit, hem de zarûrî olan geçit olması itibariyle, onu küçümsemek veya kıymetini inkâr etmek kimsenin hakkı değildir. (s. 29) O, yollar arasında bir yol değil, tek yoldur. O'nun esaslarını getiren zat, rehberlerden bir rehber değil, gerçek ve tek rehberdir. Bütün yapıklarına ve emrettiklerine uymak, İslama uymanın ta kendisidir. Onu bir tarafa atmak ise İslamın rûh ve hakikatini terketmektir. (s. 100) Yolların Ayrılış Noktasında İslam Muhammed Esed Türkçesi: Hayreddin ...

Yusuf Suresi Tefsiri

Resim
Yusuf Sûresindeki sembollerden bir kısmı: Yakub, Yusuf ve Kardeşleri:   Yusuf'un kardeşleri tarafından kırlara götürülmesinde akıl sahipleri için şu işaretler vardır:   Kalb (Yusuf), ruhun (Yakub'un) nezareti ve himayesi altında kalır ve ruh diğer his ve kuvvetlere (Yusuf'un kardeşlerine) hâkim olur ve Yusuf'u onların Yakup'tan uzak olmalarından istifade ile hayvani duygularını tatmine fırsat vermemek için onlarla göndermezse onlardan gelecek tehlike ve desiselerden ancak emin olabilir. Çünkü onlar Yusuf'u yalnız bulunca muhakkak bir kötülük edecekleri meydandadır ki onun için babasından uzağa götürmek istemektedirler.   Kalb, ruhun nazarlarından ve himayesinden uzağa düşerse şeytan kurdu ona musallat olur. Ve onu istediği gibi çeker çevirir. Onu helak eder. İnsanlık hassalarının helak olması, kalbinin helak olmasına bağlıdır. İnsanın kurtuluşu da kalbin ruhuyla ve diğer letaifiyle zikrullaha müstağrak olup hakiki hayata kavuşmasına bağlıdır. (s. 30)   İhtiyar k...

İletişim Donanımları

Resim
Kişinin iç dünyasında düşündüğü, hissettiğiyle dışarıya karşı gösterdiği, söylediği duygu ve düşünceler arasındaki fark, onun yaşamındaki önemli bir stres kaynağını oluşturur. İç dünyasını, yani gerçek duygu ve düşüncelerini ifade edebilen bireyin, iç dünya dış dünya farkı pek yoktur. Bu nedenle bireyin yaşamında varoluş stresi azdır. Bu bireyin yaşamında can yalnız değildir. Kendi hayatını yaşayabilmek önemlidir. İnsanın içinde olduğu tüm yaşam çabasına, kendi hayatını yaşayabilme çabası adı verilebilir. Biri için, "Özgün bir yaşamı var," dediğimizde, anlatmak istediğimiz budur: Bu kişi, iç dünyasında düşündüklerini ve hissettiklerini sözlerinde ve davranışlarında yaşayabilmektedir. Bu düşünce ve davranışlara sahip kişiye, özgün insan deriz. Özgün insanın yaşamında stres azdır. Özgün yaşamı olmayan insan, iç dünyasında hissettikleri ve düşündüklerini davranışına yansıtamaz; bu insanın söyledikleri ve yaptıkları kendi iç dünyasından değil, başkalarının ondan beklentilerinden ...

Drina Köprüsü

Resim
İvo Andriç'in "Drina Köprüsü" romanı, Sokollu Mehmet Paşa tarafından inşa edilen Vişegrad'daki Drina Köprüsü'nün etrafında dönen tarihi bir hikayeyi anlatır. Roman, köprünün yapımı sırasında ve sonrasında yaşanan olayları, çeşitli karakterlerin gözünden okuyucuya sunar ve Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlar üzerindeki etkisi, kültürel çeşitlilik ve tarihî değişimleri ele alır.  Kitabı okurken sık sık İhsan Oktay Anar'ın İvo Andriç'in üslubundan ilham aldığına dair içimde bir hissiyat oluştu. * * * Hayatta hiç çalışmamış, bir iş görmemiş olanların sabrı pek çabuk tükenir. Ve her işi kolayca eleştirerek hataya düşerler. (s. 67) "Kimse değilim, sadece yeryüzünde bir yolcuyum. Şu geçici dünyadan geçmekte olan bir yolcu, güneşin gölgesiyim." (s. 92) İnsanlar böyledir. Çok yükselen ve yükseklerde uçanların düşmesinden adeta tat duyarlar. (s. 115) Daima başkalarının derdi ile uğraştığından kendini düşünmeye vakit bulamazdı. Onun için yüz yıla yaklaş...

İlk Öğretmenim

Resim
Ardına değin açtığım pencerelerden odanın içine serin bir hava doldu. Odanın aydınlanan mavimsi boşluğunda, başlayıp başlayıp bıraktığım resim taslaklarını seyre daldım. Kaç kez yeniden başladığım halde yapacağım tabloyu tam olarak gözümün önünde canlandıramıyordum.  Yazın erkenden doğan güneşin şu kızıllığı insanın içine nasıl gittikçe büyüyen bir aydınlık serper, nasıl yakalanması güç anlaşılmayan bir cıvıltıyla ruha dolarsa, ben de insanı sarıverecek bir anlatım gücü arıyorum.  Sabah sessizliğinde odamda bir aşağı bir yukarı dolaşırken durmadan düşündüğüm bu. Her sabah aynı şey ve her gün tablomun henüz olgunlaşmamış bir taslak olduğunda karar kılıyorum. (s. 9) Bunu kesin olarak söylüyorum, çünkü o gün, yaşamımda  ilk kez , yapmam gerektiğine inandığım bir şeyi "Sonu ne olur?" diye düşünmeden, herhangi bir cezadan korkmadan karar verip yaptım. (s. 26) Sevinçliydim o gün, çünkü küçük de olsa bir iyilik yapmıştım. (s. 27) Sevdiğimiz insanların izleri neden bir yerde süre...

Yabancı

Resim
Rollo May, "Kendini Arayan İnsan" isimli kitabında diyor ki: Albert Camus'nün Yabancı isimli romanı toplumumuzda benlik bilincinin yitirilmesine dair çarpıcı bir anlatıdır. Hiçbir bakımdan olağandışı olmayan hatta "ortalama" bir modern insan diye nitelendirilebilecek bir Fransız adamın öyküsüdür.  Annesi ölür ve o kendi adına belli bir karar almadan yahut farkındalık yaşamadan işe gider, rutin hayatına devam eder, bir ilişki ve cinsel deneyimler yaşar. Sonrasında bir adam vurur ve zihninde bunu kazara mı yoksa kendini korumak için mi yaptığı bile net değildir.  Cinayetten yargılanır ve idam edilir, tüm bunları. da korkunç bir gerçekdışılık hissi içinde yaşar; sanki her şey onun başına gelmiştir: Kendisi bir şey yapmamıştır.  Kitap tıpkı Kafka'nın hikayelerinde olduğu gibi baştan sona sinir bozucu ve şaşırtıcı bir belirsizlikle, pusla örülmüştür. Her şey sanki rüyada gerçekleşir, başkarakterin ne dünyayla ne kendisinin yaptıkları ne de kendisine yapılanlarla ...